Ve Günaydın Sana…
Mart 13th, 2009 at 15:02 (Başkaca (İ), Günlük)
Et Bonjour à Toi, L’artiste
1975’in 22 Martı’nı milletçe iple çekmiştik: ülkemiz ilk kez Örovizyon Şarkı Yarışması’na katılıyordu. Kemal Ebcioğlu’nun bestesiyle gidiyorduk… Çiçeği burnunda bir kızımızın, Semiha Yankı’nın yorumuyla temsil edecekti bizi… Sonuç üzücü oldu. Bugün gitse başarı kazanacak parçamıza sonunculuk düşmüştü. Bence, gelmiş geçmiş en güzel parçamızdır Seninle Bir Dakika…
Sözü, bu 20’nci yarışmada dördüncü olan Fransa’nın parçasına getirmek istiyorum. Fransa da pek duygulu bir şarkıyla katılmıştı. Müziğini, Jeff Barnel’in, Pierre Delanoë’nin yazdığı sözler üzerine yaptığı bir parçaydı bu. Et Bonjour à Toi L`artiste… Ve Günaydın Sana Sanatçı…
Et Bonjour à Toi L`artiste’i Nicole Rieu seslendirmişti.
Bu pek sevdiğim şarkının birinci bölümünü kendimce dilimizde söylemeye çalıştım:
“Ve Günaydın Sana…
Ey sanatçı!
Günaydın sana,
Her neredeysen…
Sanatçı:
Günleri sevinçli
Ya da hüzünlü kılan kişi…
Ve her şeyleri değiştiren…
Müziği sen sunarsın bize
Bir armağan gibi,
Ve sen, yeni zamanların büyücüsü,
Evrenin bütün renklerini bilen
Işıkların ressamı,
Günaydın sana!…
Sen yaratacaksın
Daha binlerce yıl
Dünyanın en iyi öykülerini…”
Beni bu satırlara götüren özgün metin şu:
“Et Bonjour à Toi L`artiste
Et bonjour à toi, l’artiste
De n’importe où,
Qui fais les jours gais ou tristes,
Toi qui changes tout.
Tu nous offres la musique
Comme un cadeau,
Toi, le magicien des temps nouveaux,
Et bonjour à toi le peintre
De la lumière
Qui connais toutes les teintes
De l’univers.
Tu vas faire de l’an deux mille
Un millénaire,
Le plus beau de l’histoire de la terre.”
Bu arada hemen söyleyeyim, bu şiiri dilimize çevirecek okurlarıma sayfalarım açık…
*
Yeni bir Örovizyon’un öngününde Delanoë’nin dizelerini anımsamamı sağlayan ve beni hiç de şaşırtmayan bir olay oldu dün; yani, ‘deli oğlan’ın Hadise kızımızı giderayak baştan çıkarışı değildi bu. Sayın Tarım ve Köy İşleri Bakanımız Mehmet Mehdi Eker ile Bitlis’ten Lezgin Karasu adlı genç yurttaş arasında yaşanan ‘küçük’ bir konuşma… Ne kadarını çevredekilerin bağırışlarından ayıklayabildim, ne kadar yazıya geçirebildim, bilemem, bu konuşmaya ilişkin saptayabildiğim şeyler şöyle:
“YLK: Lütfen mikrofondan herkesin duymasını istediğim bir şey sormak istiyorum.
BMME: Artistlik yapma.
YLK: Hayır, artistlik değil; hayır… Sayın Milletvekilim, madem gelmişsiniz, başım gözüm üstüne gelmişsiniz; şimdi, bir şey soracağım: Sayın Bakanım, siz milletvekilimizsiniz, …
BMME: Bağırma!…
YLK: Bir şey sorunca cevap verin…
Bakan’ın çevresi: Bağırma bağırma…
BMME: Artistlik yapma!
YLK: Artistlik değil ya… …..
(Anlaşılamayan bağırtılar, konuşmalar…)”
Bir rastlantı mıdır, bilemiyorum, üç yıl önce de Mustafa Kemal Öncel adlı bir çiftçinin Başbakan’la yaptığı konuşma sırasında da bu ‘artistlik yapmak’ sözü geçmişti ve bu talihsiz konuşmanın çıkış noktası Tarım Bakanımız’dı. O konuşmanın bu lafın geçtiği bölümünün şöyle olduğunu anımsıyorum:
“ÇMKÖ: Tarım Bakanınız Anayasa’yı ihlal ediyor, hangi yüzle geliyor buraya? Tarım Bakanınız’ın Anayasa’yı ihlal ettini biliyor musunuz?
BRTE: Artistlik yapma!
ÇMKÖ: Artistlik yapmıyorum, sanatçı değilim ben.
BRTE: Artistlik yapma… İyi bir sanatçısın, terbiyesizlik yapma!”
*
Bir de tutturmuşlar, ‘artist’ değil, ‘sanatçı’ diye! Yahu, isteyen istediği sözü kullanır… Sanki, ‘artist’ deyince ‘sanatçılık’ elden gidecek! Ya da ‘sanatçı’ deyince ‘artistlik’… Ha ‘artist’ ha ‘sanatçı’… Allah aşkına bunlar ne menem şeylerdir? İsteyen istediği lafı eder… Ben böyle biliyorum.
İnal Karagözoğlu
Yarımca, 13 Mart 2009
(Fotoğ. kaynağı: nicole.rieu.free.fr)
pb dedi ki,
15, Mar, 2009 at 12:50
ARS LONGA…VITA BREVIS…
ithaf olunur….