29, Ara, 2009 at 11:26 (Ayrıksı, Deneme, Dil Yazıları)
Var mıyız Yok muyuz?
Okumamış olan vardır, diye söylüyorum, Alev Alatlı, ‘Schrödinger’in Kedisi’ romanının birinci kitabı ‘Kâbus’ta, dil ve algı yitimine uğramış bir toplumun öyküsünü anlatır. ‘Afazik’ bir toplumun… Yazar, bu dil ve algı yitimi olgusunu, bir tıp terimine, ‘afazi (Fr. aphasie, İng. aphasia)’ sözcüğüne yüklediği özel anlam bağlamında anlatır, irdeler.
Bir hastalık olarak afazinin dilimizdeki karşılığı, sözyitimi, konuşma yitimi. Beyindeki bir bozukluktan kaynaklanan bu hastalıkta kişi, sözcükleri seslendiremez ya da anlamlandıramaz; ya da her ikisi birden… Bazen de, hasta ağzını oynatıp birtakım sesler çıkarabilse de sözcük oluşturma yetisinden yoksundur.
Bu içeriğin devamını oku »
Yorumlar
18, Ara, 2009 at 11:49 (Başkaca (Dy), Her Açıdan)
Milletin Kafasına Vura Vura
Sayın Başbakanımız, dün Konya’da herkeslere seslendi. Ele aldığı konular arasında terör olayları bağlamında basın yayın da vardı:
“Bakıyorsunuz, büyük şehirlerimizin herhangi bir yerinde bir lokal olay oluyor. Sanki İstanbul kan gölüne dönmüş, bakıyorsun Adana, İzmir kan gölüne dönmüş. Olayları böyle gösteriyorlar. Rica ediyorum, medyaya bunları söylüyorum. Yanlış yapıyorsunuz, bakın ülkemize, milletimize yanlış yapıyorsunuz. Lütfen bunları döne döne yaymanın, anlatmanın, göstermenin anlamı yok. Yetmiyor, arşiv çeviriyorlar, arşivden bazı bilgileri alarak bunları sürekli yayınlıyorlar. Yazıktır… Kime hizmet ediyorsunuz? Teröre hizmet ediyorsunuz; bu kadar açık konuşuyorum. Çünkü, terör propagandadan hoşlanır, terör kendi propagandasının yapılmasını ister. Onun adını ne kadar anarsanız, propagandasını ne kadar yaparsanız o kadar mutlu olur. Siz ücretsiz propaganda yapıyorsunuz. Ben yazılı ve görsel medyayı bu noktada tekrar uyarıyorum. Tekrar onlara bunu hatırlatıyorum; ama ben bunu söyledim diye onların ne söyleyeceğini biliyorum: yine bu akşam yapacakları bütün toplantılarda ‘Başbakan bunlardan hoşlanmıyor’ diyecekler. Bunu da biliyorum. Ama bu gerçeği de söylüyorum, söylemek zorundayım. Çünkü, bunun özgürlüklerle, basın özgürlüğüyle alakası yok. Basın özgürlüğü demek, ülkesinin geleceğini karartmaya yardımcı olmak demek değildir. Altını çiziyorum: bilerek ya da bilmeyerek medya bu kirli tezgâhın değirmenine lütfen su taşımasın.” (Basın yayında yer alan 17-18 Aralık 2009 tarihli haberlerden.)
Bu içeriğin devamını oku »
Yorumlar
11, Ara, 2009 at 14:27 (Ayrıksı, Başkaca (Dy), Her Açıdan)
Sis Altında Paslaşmalar…
Önceki yazımı, “Sis… Doğal bir olay; önlemini aldın mı geçiştirirsin. Dedim ya, İstanbul’un, dolayısıyla memleketin üzerine yeni ‘bir dûd-i muannid’ çökmesin de… Aman dikkat!” diye bitirmiştim.
Bu içeriğin devamını oku »
1 Yorum