Başlık Aldatmasın!

‘Gâvur Ali’  

 

‘Pekrik Madam ile Muzaffer Öğretmen’, benden on üç buçuk yaş küçük olan kız kardeşimin bir yazısıydı. Sanırım, okuyanlarının türlü bağlamlarda az ya da çok bir şeyler düşünmesine kapı aralamıştır. Belki bazı anıları da canlandırmıştır… Bende öyle olduydu.

 

İlk delikanlılık çağını geride bırakıp da olguları irdeleme dönemine ayak basar basmaz yaptığım şeylerden biri de, ortak tatlı anılarımız bulunan bu Ermeni ailesinin içinde yer aldığı yurttaşlarımıza ilişkin yeni bigiler edinmek olmuştu. Çıkış noktam, Pekrik Madam’ın kocası ‘Gâvur Ali’nin bir kış gecesi soba başında babamla söyleşirken söylediği sözlerdi: “Çok çekti iki millet de Fikret Beyciğim…” Ailece bize misafirliğe gelmişlerdi. O tarihlerde yalnızca bir kardeşim vardı.

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Etmeyin Eylemeyin!

 

Bakın, Âvâz-ı Niyâz Ediyorum

 

 
“Geçti bahar geldi yazın
Turnam senin sunam senin

Sinemi deler avâzın
Turnam senin sunam senin”

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

‘Hürriyet’in İngilizcesi

 

 

‘Dogan’ın Türkçesi

 

 

Bu memlekette herhangi bir şeye şaşanın önce aklına şaşmak, ardından da cehaletine hükmetmek gerekiyor. Burada herkes her aklına geleni yapabilir; şu koşulla: güçlü olanın hikmetinden sual olunamaz, güçsüzün vay hâline… Gelinen nokta budur.

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Akıllı Olmanın Akıl Almaz Sonucu!

Seçkinciliğe Övgü mü?  

 

Geçen yıl bu alanda, XIII. Yüzyıldan Günümüze… Akıllı Olmanın Bedeli başlığı altında Fransız şair, yazar, düşünür Voltaire’in bir sözü yer almıştı: “Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, ahmakların abuk sabukluklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır.” Bana göre, günümüzde de geçerli bir söz…

Ancak…

Voltaire, yazma serüvenine şiirle başlamış, oyunlar, düzyazılar yazmış pek ünlü bir düşünür kişi. Düzyazıları arasında, inanılması güç, sayısı yirmi bini aşan mektupları da var… 1694 yılında geldiği dünyadan 1778’de ayrılan bu Parisli düşünürün, Fransız Devrimi’nin tohumlarının atılmasında, dolayısıyla aydınlanma çağının yeşermesinde büyük payı var.

 

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Toprağına Sahip Çık!

 

Ama Nasıl?

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçen Perşembe günü, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun adında bir yasa çıkardıydı. Bu 3 maddelik yasanın tarihi 5 Şubat 2009, numarası da 5836. Şu rastlantıya bakın, 15 Ocak’ta da Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adlı bir yasa çıkmıştı yüce Meclis’ten; onun numarası da 5831… Neredeyse art arda olan iki yasa… Ama ne yazık, birbirleriyle uyumlu değiller bana göre. Birincisi, bir talana kapı aralar nitelikte, ikincisi, dünyayı korumaya yönelik… İyi de, bu ülke bu dünyanın bir parçası değil mi?

 

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Amerikanlar’ın Kısaltmaları Çoktur

 

 

Ya Bizim?

 

 

Son yıllarda dilimizde yığınla kısaltma oldu. AT, AET, AB, ÖSYM, ÖSS, ÖSYS, KPSS, DPY, DPY-2, MİT, MDHP, … Saymakla tükenmez… Bu arada benim kız, yeni ders yılıyla birlikte SBS’lerle, OKS’yle bozdu, onu da söylemiş olayım. Torun biraz üzüyor da…

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark