Çok Ama Çok Üzgünüm…
15, Mar, 2008 at 19:43 (Sorunlar)
Ve Bugünlerde Canım Yazı Yazmak Çok İstiyor
Atadan babadan kalma bir evimiz var; kocaaa bahçeli bir ev… Yıllar önce nice yangınlar geçirmiÅŸ, ama temel saÄŸlam kaldığından onarılıp onarılıp oturulmuÅŸ. Rahmetli babam anlatırdı, son büyük yangından sonra iyice onarılmış, içerisinde yeniden rahat bir yaÅŸam sürdürülür duruma getirilmiÅŸ… Pek süslü püslü döşeyememiÅŸler o zamanlar, ama konu komÅŸunun, tanıdıkların imrenerek baktığı bir ev olmuÅŸ. GeniÅŸ bahçesi de… Ben o evde doÄŸdum. Aklım ermeÄŸe baÅŸladığında, baÅŸka hiçbir eve deÄŸiÅŸmeyeceÄŸim sıcak bir yuvamdı artık o. Bugün daha da öyle…
Babamın iki lafın başında bizlere anlattığına göre, evimizin o son yangından kurtarılmasında büyük büyük dedemin emeÄŸi çokmuÅŸ. Büyük büyük ninemin, amcalarımın, teyzelerimin, eniÅŸtelerimin, yengelerimin, dayılarımın, halalarımın da… Kadın erkek, elde kazma kürek, kova kova su taşıyarak söndürmüşler yangını. Ölenler, yaralananlar? “Sorma”, derdi babam; “olmaz olur mu?”
Bir gün rahmetli bizi masanın başına topladı; elinde bir kâğıt… “Bu size vasiyetimdir” deyip o sararmış kâğıdı önümüze koydu. Bu, atamların mirasçılarına aktardıkları vasiyetnameymiÅŸ… Evimizin gelmiÅŸini geçmiÅŸini uzun uzun hikâye eden belge özetle şöyle sona eriyordu: “Aman bu evi daha da güzelleÅŸtirmeye bakın ve sakın ha satmaya kalkmayın, çocuklarınıza bırakın… Ailenin elinden çıkmasın… Sizlerin çoluÄŸunuza çocuÄŸunuza vasiyeti de bu olsun.”