82′nci Yılında
01, Tem, 2008 at 14:32 (Belirli Gün ve Haftalar)
01, Tem, 2008 at 14:32 (Belirli Gün ve Haftalar)
27, May, 2008 at 07:50 (Belirli Gün ve Haftalar)
27 Mayıs Sebep Değil Sonuçtur*
19, May, 2008 at 09:07 (Belirli Gün ve Haftalar)
Kraliçe’nin Gölgesinde Dört Gün
Bugün Büyük Kurtarıcı‘nın doÄŸum günü. Ve 19 Mayıs 1919′da baÅŸlayan büyük yürüyüşün de 89′uncu yıldönümü…Â
Bu mutlu güne yaklaşırken, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda BirleÅŸik Krallığı Kraliçesi II. Elizabeth (Elizabeth Alexandra Mary), üçüncü kez ülkemizi ziyaret etti. YoÄŸun izlencesi 13-16 Mayıs günlerine yayılan bu ziyaretin izleniÅŸinde basın-yayıncıların hakkını yemek olmaz; Allahları var, yerlisiyle-yabancısıyla gece gündüz demeden canla baÅŸla çalıştılar, verdikleri haberlerle cümle âlemi bilgilendirdiler.Â
Bu haberlerin birkaçını ‘Kraliçe Elizabeth’ ayracına alayım: geliyor, dört aydır Türkiye kitapları okuyor, 13 Mayıs`ta Türkiye`de, geldi, 37 yıl sonra Türkiye’de, uçak gemisinde kalacak, Çankaya Köşkü`nde, İstanbul’da, CumhurbaÅŸkanı ve eÅŸi onuruna HMS Illustrious uçak gemisinde resepsiyon verdi, Bursa`ya gitti, YeÅŸil Cami’de Kuran dinledi, niÅŸan taktı, çocuklarla Karagöz izledi, tekrar Ankara’da, defile izledi, ErdoÄŸan’la görüştü, Baykal’la ayaküstü sohbet etti, ayaktopçu Hakan Şükür’le tanıştı, Türkiye`den ayrıldı…Â
Öyle böyle bir haber zenginliÄŸi deÄŸil… Unutmadan yazayım, bu dört günlük ziyareti sırasında Kraliçe’nin öne çekilmiÅŸ doÄŸum günü kutlaması da yapıldı. Ha, bir de, BirleÅŸik Kırallık donanmasından HMS Illustrious Salıpazarı’na baÄŸlandı. “Frak mı smokin mi” ayrıntısıyla süslenen protokol muhabbetlerine ise hiç girmeyeyim…Â
*
Ve köşe yazıları, unvanları kendilerinden menkul ‘enkırmen’lerimizin yorumları: “Kraliçe niye geldi?”Â
09, May, 2008 at 23:13 (Belirli Gün ve Haftalar)
Ve Nene Hatun… (*)
Yarın anneler günü… Geçen kutlamadan bu yana nice ananın ciÄŸeri yandı; onların her biri yılın annesi. Ve nice anne de göçüp gitti… Aramızdan ayrılanlara rahmet, geride kalanlara dayanma gücü, sabır dileyelim.
*
Bu evrensel gün ülkemizde elli üç yıldır kutlanıyor. Yılın annesi seçilen ilk büyüğümüz Nene Hatun. Yıl 1955.Â
22, Nis, 2008 at 17:54 (Belirli Gün ve Haftalar)
Yarın 23 Nisan. Bu mutlu günün sabahına her günkü gibi radyomu açarak baÅŸlayacağım. Sonra gazeteler, teveler…
Cıvıl cıvıl çocuk sesleri odama önce radyodan yayılacak… KuÅŸ cıvıltıları eÅŸlik edecek çocuklara ve belki yaÄŸmur sesleri zorlayacak penceremi…
Kulaklarım bu güzelliklerde, çocukluk günlerimi anımsayacağım… Hele de ilkokul yıllarımı…
ÖrneÄŸin, 1941, ‘42 yıllarını… Okula girdik mi, küçük bir karatahta karşılardı bizi. Üzerinde, dilimizdeki kimi yabancı sözcükler ile onların Türkçe karşılıkları… ÇoÄŸu kez her gün yenilenen bir dizelgeydi bu. ‘Samankâğıdı’ denen sarı renkli, ucuz kâğıttan yapılmış birer sarı defterimiz vardı, o karatahtada verilen aydınlık sözcükleri ona geçirirdik.
01, Nis, 2008 at 09:34 (Belirli Gün ve Haftalar)
İşte bir kütüphaneler haftasının daha içindeyiz… Bu ülkede, 1964′ten bu yana, mart ayının son pazartesisiyle baÅŸlayan hafta Kütüphaneler Haftası diye kutlanıyor. İlk Kütüphaneler Haftası’nda öğretmendim… Sınıfımdaki iki yaşındaki sınıf kitaplığı da tıkır tıkır çalışmaktaydı.
O kitaplığı, okula ilk geldiÄŸim yıl kurmuÅŸtuk. Mayasını ben çalmıştım, kısa sürede iki yüze yaklaÅŸan kitabımız olmuÅŸtu. Kitaplık koluna seçilen öğrencilerin kollarına takacakları bandı bir velim iÅŸlemiÅŸti: açık duran bir kitap… Kol üç öğrenciden oluÅŸuyordu; birisi baÅŸkan, birisi baÅŸkan yardımcısı, birisi de üyelerarası iliÅŸkiler sorumlusu… Bütün öğrenciler, kitaplığın doÄŸal üyesi. Alınan kitap en çok bir hafta içinde geri getirilecek, diye karar alınmıştı.
Bir kitaplık defteri edinmiÅŸtik: kitabı ödünç alanın adı, verildiÄŸi tarih, ödünç alanın imzası, kitabın geri geldiÄŸi tarih, kitaplık kolu baÅŸkanının imzası falan… Bu defteri açarken, öğrencilerime ÅŸu anımı anlatmıştım: