Gerçekler Ayrıntıda Gizlidir
30, Haz, 2008 at 13:33 (Öykü)
Geçen gün arkadaÅŸlarla…
Seda Arun
- Merhaba.
- Merhaba.
- Nasılsın?
- İyiyim, sen nasılsın?
30, Haz, 2008 at 13:33 (Öykü)
Geçen gün arkadaÅŸlarla…
Seda Arun
- Merhaba.
- Merhaba.
- Nasılsın?
- İyiyim, sen nasılsın?
08, Mar, 2008 at 15:46 (Öykü)
Günlerden çarÅŸambaydı. Mutlaka çarÅŸambaydı… Cumartesi olamazdı; hele pazar, hiç… Bunun böyle olduÄŸununa yemin ederdi. Çünkü, deÄŸiÅŸmez bir kuraldı: cumartesileri halalara, pazar günleri de büyük amcaya gidilirdi. Her cumartesi, paydostan sonra, okul çıkışı babası onu kapıdan alır, bir faytonla Hacıbayram’daki halalara giderlerdi; en çok küçük halaya, arada bir de büyük halaya…
Annesi, görümlerine pek gitmezdi; yok, eÄŸer ‘başı aÄŸrımıyor’sa ve o da gelecekse, yolculuk, öğle yemeÄŸinden hemen sonra iki faytonla evden baÅŸlardı: annesi, babası, büyük ablası ve ufaklık -babası altı numaraya ‘ufaklık’ derdi- öndeki arabada; o da, küçük ablası ve iki erkek kardeÅŸiyle arkadaki arabada… Pazarları ise büyük amcaya gidilirdi.
Pazar günlerini iple çekerdi. Yakup Amca mutlaka otomobilini gönderirdi; annesi, ablaları, oÄŸlanlar ve ufaklık, hep birlikte koca arabaya doluÅŸur, Keçiören’in yolunu tutarlardı. ÇiftliÄŸe vardıklarında, sabah kahvaltısı hazır edilmiÅŸ olurdu. Büyük hala, büyük eniÅŸte, hala çocukları Behçet ve ikizler -iki sarışın kız Gülören ile Yıldız- cumartesiden gelmiÅŸ olurlardı. Küçük hala akÅŸama aldırılırdı. Åžahin Amca, küçük amca, arada sırada gelirdi: çoÄŸu zaman “Yine Elazığ’a gitmiÅŸ” olurdu. Babası, o pazar günlerinin çiftlikteki bu büyük aile buluÅŸmasına her nedense, hep öğleye doÄŸru gelirdi. Çocuk gönlüne göre en keyifli zamanlar, tabii ki sinemaya gittiÄŸi günlerin dışında, -o günlerin apayrı bir tadı vardı- Yakup Amcalar’da geçirdiÄŸi zamanlardı. Bu içeriÄŸin devamını oku »
06, Mar, 2008 at 11:01 (Öykü)
Â
Â
22, Şub, 2008 at 08:51 (Öykü)
İkinci Gençlik Halleri
Bir hatırını sorayım, demiştim, merhaba der demez konuşmama fırsat vermeden atıldı:
- Åžimdi ben de seni arayacaktım!…
Yaşlı komşumun çok heyecanlı olduğu belliydi. Merakla sordum:
- Hayrola abi!… N’oldu?!
Dediklerimi duymadı bile:
- Bu gece, dedi, bir rüya gördüm… Onu anlatmak istiyordum sana.
Dün yine doktora gidecekti; onunla ilgili şeyler anlatacak diye beklerken bir rüya dinleyeceğimi öğrenince gülmeye başladım. Komşum, gülmeme bir anlam verememişti; sesinden alınmışlık okunuyordu.
Kalbi yine baÅŸkaldırmıştı, günlerdir hastanelerle uÄŸraşıyordu; doktoru her seferinde, “Hiç olmazsa bir on gün kadar seni burada takibe alalım” diyorsa da, o, kedilerini yalnız bırakamıyordu bir türlü. Aralık ortalarından beri tek başınaydı; yengeyi Adana’ya yollamıştı. Kaç kez “Biz kedilerine bakarız, sen rahat rahat git yat hastanene” demiÅŸtik, ama bir türlü razı edememiÅŸtik. İnatçının biriydi…