Gerçekler Ayrıntıda Gizlidir

Geçen gün arkadaÅŸlarla…

Seda Arun

- Merhaba.

- Merhaba.

- Nasılsın?

- İyiyim, sen nasılsın?

Bu içeriÄŸin devamını oku »

Sinema: Bir Sevdanın Adı

“AH O KOKU!…”

9

Günlerden çarÅŸambaydı. Mutlaka çarÅŸambaydı… Cumartesi olamazdı; hele pazar, hiç… Bunun böyle olduÄŸununa yemin ederdi. Çünkü, deÄŸiÅŸmez bir kuraldı: cumartesileri halalara, pazar günleri de büyük amcaya gidilirdi. Her cumartesi, paydostan sonra, okul çıkışı babası onu kapıdan alır, bir faytonla Hacıbayram’daki halalara giderlerdi; en çok küçük halaya, arada bir de büyük halaya…

Annesi, görümlerine pek gitmezdi; yok, eÄŸer ‘başı aÄŸrımıyor’sa ve o da gelecekse, yolculuk, öğle yemeÄŸinden hemen sonra iki faytonla evden baÅŸlardı: annesi, babası, büyük ablası ve ufaklık -babası altı numaraya ‘ufaklık’ derdi- öndeki arabada; o da, küçük ablası ve iki erkek kardeÅŸiyle  arkadaki arabada… Pazarları ise büyük amcaya gidilirdi.

Pazar günlerini iple çekerdi. Yakup Amca mutlaka otomobilini gönderirdi; annesi, ablaları, oÄŸlanlar ve ufaklık, hep birlikte koca arabaya doluÅŸur, Keçiören’in yolunu tutarlardı. ÇiftliÄŸe vardıklarında, sabah kahvaltısı hazır edilmiÅŸ olurdu. Büyük hala, büyük eniÅŸte, hala çocukları Behçet ve ikizler -iki sarışın kız Gülören ile Yıldız- cumartesiden gelmiÅŸ olurlardı. Küçük hala akÅŸama aldırılırdı. Åžahin Amca, küçük amca, arada sırada gelirdi: çoÄŸu zaman “Yine Elazığ’a gitmiÅŸ” olurdu. Babası, o pazar günlerinin çiftlikteki bu büyük aile buluÅŸmasına her nedense, hep öğleye doÄŸru gelirdi.  Çocuk gönlüne göre en keyifli zamanlar, tabii ki sinemaya gittiÄŸi günlerin dışında, -o günlerin apayrı bir tadı vardı- Yakup Amcalar’da geçirdiÄŸi zamanlardı. Bu içeriÄŸin devamını oku »

Hüzünlü, Ama İsyankâr

Geçiyor Yıllar…

 
 
“Takvimlerden haberin yok mu?…”
Ses, odanın içerisinde döndü döndü, adamın başucunda yoğunlaştı:
“Kimimiz yorgun, kimimiz vurgun, kimi isyankâr…
Acı gerçek bu, ömrümüz bir su…”

Bu içeriÄŸin devamını oku »

AteÅŸ Hattı ya da…

İkinci Gençlik Halleri

Bir hatırını sorayım, demiştim, merhaba der demez konuşmama fırsat vermeden atıldı:
- Åžimdi ben de seni arayacaktım!…

Yaşlı komşumun çok heyecanlı olduğu belliydi. Merakla sordum:
- Hayrola abi!… N’oldu?!

Dediklerimi duymadı bile:
- Bu gece, dedi, bir rüya gördüm… Onu anlatmak istiyordum sana.

Dün yine doktora gidecekti; onunla ilgili şeyler anlatacak diye beklerken bir rüya dinleyeceğimi öğrenince gülmeye başladım. Komşum, gülmeme bir anlam verememişti; sesinden alınmışlık okunuyordu.

Kalbi yine baÅŸkaldırmıştı, günlerdir hastanelerle uÄŸraşıyordu; doktoru her seferinde, “Hiç olmazsa bir on gün kadar seni burada takibe alalım” diyorsa da, o, kedilerini yalnız bırakamıyordu bir türlü. Aralık ortalarından beri tek başınaydı; yengeyi Adana’ya yollamıştı. Kaç kez “Biz kedilerine bakarız, sen rahat rahat git yat hastanene” demiÅŸtik, ama bir türlü razı edememiÅŸtik. İnatçının biriydi…

Bu içeriÄŸin devamını oku »