Yahya Kemal Yılı Dolayısıyla

 

Mâhurdan Gazel…

 

 

Bu içeriğin devamını oku »

Dağlarca’nın Ardından

‘Çocukluk’ Yok Olunca…

‘Yeni Çocuk’, Yeni Anlayışlar

  

Bugün Kütüphaneler Haftası bağlamındaki yazımı hazırlarken aklıma geldi, Amerikan yazarı eleştirmen Neil Postman (1931-2003), Çocukluğun Yok Oluşu adlı kitabında, iletişim araçlarının gelişip yaygınlaşması sürecinde çocukluğun nasıl yok olduğunu irdeler. Eğitim ve iletişim kuramı alanındaki çalışmalarıyla da tanınan Postman’ın bu yapıtı için bir ‘sorgulama’ da denebilir.

En azından bir on yıl var, ne zaman birileriyle dünyanın, memleketin durumundan, gidişinden konuşuyor olsam, söz kısa sürede dönüp dolaşıyor, çocukların durumundan yakınmaya geliyor. Hele de karşımdaki bir anne ya da babaysa… Okuldaki başarısızlıktan tutun da bilgisayar bağımlılığına uzanan bir dizi olumsuzluk… Onlara, duruma göre, bildiğim, duyduğum kitapları salık verdiğim de oluyor; ama sonraki karşılaşmalarımda, çoğunun o kitaplardan hiçbirini okumadıklarını anlamam zor olmuyor. Bu acı durum işin bir başka yanı olmakla birlikte, ‘çocuk’ denen varlığın da ‘çocukluk’ denen kavramın da artık o bildiğimiz şeyler olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Benim ilkokul öğretmenliği yıllarımda, ‘müfredat programı’nın (okutulacak dersleri ve o derslerde ele alınacak konuları belirleyen izlencenin) sonunda ‘Çocuğun Gelişiminin Ana Hatları’ diye bir bölüm vardı. Öğretmenin her zaman el altında bulundurması gereken bir bilgi özetiydi bu. Kuşkusuz, o günler için geçerli bilgilerdi onlar. Ama bugün?

Bu içeriğin devamını oku »

“Velhâsıl O Rü’yâ Duruyor Yerli Yerinde!”

Yahya Kemal Yılı

Sanıyorum, önce Hilmi Yavuz duyurmuştu, “2008, Yahya Kemal’in ölümünün 50. yıldönümü. Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı adına başkan D. Mehmet Doğan, bir açıklama yaptı ve bu münasebetle Kültür Bakanlığı’na başvuruda bulunarak 2008 yılının ‘Yahya Kemal Yılı’ ilan edilmesini istediğini açıkladı” diye…

Yavuz’un Zaman’daki yazısı geçen Kasım’ın başlarındaydı; yılın ikinci günü de tek tip bir haber düştü basına:

“2008, ‘Yahya Kemal Beyatlı yılı’ ilan edildi

Bu içeriğin devamını oku »

Yeni Gerçekler

Ya Yeni Hayaller?

    

Hayallerle mi yaşıyoruz yoksa gerçeklerle mi? Art arda iki soru… İç içe…

Önce bunları yanıtlamaya çalışacağım. Ama daha da önce, dilimize ve onu var eden düşünce yolumuza/yöntemimize büyük bir saygıya, tutkuya varan sevgi duyduğumu belirteyim. Niye mi böyle? Türetme gücünü görmek yeter. Örneğin, ‘sor’ eylemlik kökünden çıkan sözcükleri sıralayalım. Gördünüz mü, neler neler var… Bütün türetilmiş sözcükler gibi, bunların hepsi de anlaşılır, bir bakışta aralarında bağ kurulabilir sözcükler…

Ve “Hayallerle mi yaşıyoruz yoksa gerçeklerle mi” sözleri, bir soru tümcesi olarak bir ‘sorun’u da koymuyor mu ortaya?

*

Bu içeriğin devamını oku »

Şarkıların Türkülerin Ettiği…

 

Bu İşler Akıl Yürütmeye Gelmiyor

 
 
Anlatılar, -roman, öykü, oyun yazısı, …, masal, yazarının kimliğini ele verir mi? En azından ondan izler taşır mı? Yanıtların “evet” ağırlıklı olacağını sanıyorum. Yazarların söyleşilerde dile getirdiklerinden de çıkarıyorum bu sonucu.
Şiirler?

Bu içeriğin devamını oku »