28, May, 2008 at 07:44 (BaÅŸkaca (Dy))
Bursa Nutku
 Â
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereÄŸine, doÄŸruluÄŸuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiÅŸtir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taÅŸla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi deÄŸildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek.”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, baÅŸbakana ve meclise telgraflar yaÄŸdırıp, haksız ve suçsuz olduÄŸu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereÄŸini yaptım. Araya giriÅŸimde ve eylemimde haklıyım. EÄŸer buraya haksız olarak gelmiÅŸsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
21, Nis, 2008 at 13:46 (BaÅŸkaca (Dy))
Dil Derneği, 21 Yıldır Aydın Direncinin Simgesidir!
Dil DerneÄŸi, 22 Nisan 1987′de aydın dayanışmasıyla kurulmuÅŸtur; 21 yıldır da aydın direncinin simgesi olarak dimdik durmaktadır!
Dil Derneği, 12 Eylül sürecinin en karanlık aşamasında o günlerin; bugünkü karanlık gidişte de bugünlerin aydınlığa açılan, umutları diri tutan penceresidir; laik cumhuriyetimizin temel ilkelerinin ödünsüz savunucusudur. Her üyesi, bütün yandaşları, Türk Devriminin en önemli dayanağı olan Dil Devriminin kuşaktan kuşağa akıp gitmesini amaç edinmiştir.
Atatürk, “dilimizi yabancı diller boyunduruÄŸundan kurtarmak” için 12 Temmuz 1932′de Türk Dil Kurumu’nu kurmuÅŸ; 5 Eylül 1938′de oluÅŸturduÄŸu “vasiyetnamesi”ne Türkiye İş Bankasındaki bireysel gelirinin bir bölümünü, dernek yapısındaki Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarına bıraktığını el yazısıyla açık açık yazmıştır. Bu davranışının anlamı açıktır; Atatürk bu iki derneÄŸe gelir bırakarak, onları sonsuza dek güvence altına almıştır!
Ancak Atatürk’ün kalıtı hukuk dışı bir yolla çiÄŸnenmiÅŸ, çok önem verdiÄŸi bu iki kurum, yasa zoruyla 1983′te BaÅŸbakanlığa baÄŸlı devlet daireleri yapılmıştır. Bu hukuk ayıbı, 25 yıldır sürmekte, gelip geçen bütün iktidarlar, bu ayıbı, karşıdevrimin utkusunu simgeleyen kaba saba, çirkin bir kolye gibi, 25 yıldır boyunlarında taşımaktadırlar! Atatürk bu kurumları “akademi” yapmak istemiÅŸti diye yalan yanlış nedenler göstererek ortaya çıkmak, yayın yapmak “vasiyetname”yi görmemek körlüktür; aymazlıktır; Atatürkçü düşünceye ihanettir!
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
20, Mar, 2008 at 09:02 (BaÅŸkaca (Dy))
Yeni Bir ‘Zulmet-i Beyzâ’ mı?
Müzisyen Tahir AydoÄŸdu‘dan dün bir eileti aldım. Sayın AydoÄŸdu, bir feryadı aktarıyor. Bu arada kendi feryadını da duyuruyor tek bir tümceye sığdırdığı not olarak: Musikimizi seven ve kültürümüze önem veren herkese ulaÅŸtıralım lütfen !!!
Okuyorum:
«TRT RADYOLARINDAN “ELVEDA TÜRKİYE” ÅžARKISI YÜKSELİYOR!
85 Yıl… Dile kolay bir ömür… ve o sesle büyümemiÅŸ miydi nesiller… “İstanbul Radyosu’ndan ÅŸarkılar dinlediniz…”
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
02, Mar, 2008 at 15:59 (BaÅŸkaca (Dy), Sinema)

Dört
 Â
Cumhuriyet’in ÇocuÄŸu ve Sinema
 Â
Türkiye İş Bankası’nın (TİB), Ankara’nın sinema yaÅŸamında önemli bir yeri olduÄŸunu artık biliyordum; ama yine de bu iÅŸte eksik kalan bir ÅŸeyler var gibi geliyordu bana… Bu kez de imdadıma yetiÅŸen deÄŸerli dostum Sayın Hasan Eskil oldu yine.
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
22, Åžub, 2008 at 07:54 (BaÅŸkaca (Dy))
70 Harfli Kelime
“ÇekoslovakyalılaÅŸtırıverebilemeyeceklerimizdendirler”in (52) pabucu dama atıldı.
Åžimdiki en uzun kelimemiz:
muvaffakiyetsizleÅŸtiricileÅŸtiriveremeyebileceklerimizdenmiÅŸsinizcesine (70)
En uzun kelime için açıklama:
Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani, öğretmenler birer muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat, öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı, yani,
muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor, bu konuda ileri geri konuşuyor. Bütün öğretmenleri kolayca muvaffakiyetsizleştiricileştiriverebileceğini düşünen okul müdürü bu duruma sinirleniyor ve muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddeden öğretmeni makamına çağırıp ona diyor ki:
“MuvaffakiyetsizleÅŸtiricileÅŸtiriveremeyebileceklerimizdenmiÅŸsinizcesine laflar ediyormuÅŸsunuz ha?!…”
Emre Yazman
1 Yorum