‘Gün’ün Sorusu

Başka Seçenek?

  
‘Gün’ün sorusu artık apaçık biçimde ÅŸudur: Atatürk ulusçuluÄŸuna baÄŸlı, tek merkezli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan bağımsız bir Türkiye mi yoksa bu deÄŸerlerini ve yapısını yitirmiÅŸ, yayılmacı ve sömürgen ülkelerin oyuncağı olmuÅŸ OrtadoÄŸulu bir Türkiye mi?

Ve başka seçenek var mı?


Bu içeriÄŸin devamını oku »

Pop Kültür Bağlamında Müzik

Ya da Tüketim Toplumu Durumları…

Bu, nitelikli olan her ÅŸeye uzak duran bir kültür… Bu kültürün, insanları eÄŸlendiriyor, onlara hoşça zaman geçirtiyor gibi görünen ürünleri, kapitalist üretim/tüketim iliÅŸkilerinin körleÅŸtirdiÄŸi, yorduÄŸu, sonunda da her açıdan yıkıma uÄŸratıp tükenmiÅŸliÄŸe ittiÄŸi insanlara gerçeklerden kaçışlar (!) sunmakta…

                ask.jpg

‘Pop kültür’ sözünden ne anladığımı belirtmezden önce, bu sözün belirleyici öğesi olan ‘pop’ sözcüğünün nereden geldiÄŸine, bu sözcüğe ne anlamlar yüklenmiÅŸ olduÄŸuna bakmak istiyorum. 

Fransızca ‘populaire’ (İng. popular), ‘herkesçe sevilen; halkla ilgili, halka özgü, halk için’ anlamlarına geliyor. Bu sözcük İngilizcede, ‘herkesçe sevilen, geçerli ve deÄŸerli olan; ayaktakımına özgü; halka iliÅŸkin; herkesçe anlaşılabilir; genel, yaygın; halkın kesesine elveriÅŸli, ucuz’ anlamlarında da kullanılıyor.

Bu içeriÄŸin devamını oku »

Dilin Felsefece Sorun Edilişi Üzerine

Günümüzde dil yazıyla buluşuyor mu?

Dünya Yazman*

Düşüncelerimiz, hayatımız boyunca karşısında dilimizi bulur, ona yapışıktır. O nereye biz orayadır… Yoksa bir de yazı mıdır düşünmemize yapışık olan?

Tüm düşüncelerimiz yazı-dille bağlantılı mıdır? Anlam dünyamız, kültürümüz, ahlakımız, dünya görüşümüz, yani tüm varlığımız bu ilişki içinde midir? Her birey bir dil farkındalığı içinde midir? Böyle bir farkındalık, bu konuda düşünmek nasıl kazanımlar sağlar? Düşünmek, dilin sınırlarını genişletmek felsefe midir? Herkes felsefe yapabilir mi? Dilin yetersiz kaldığı yerde susmalı mıdır yoksa düşünmeyi mi sürdürmelidir? Bu bir tercih midir? Dil nasıl bir yapıdır? Dilin yapısı mı dille yaratılan anlam mı sorundur? İkisi de sorun mudur? Başka hangi sorular sorulabilir? Soru sorarak düşünmenin sınırları -bir taraftan da yazılıdil- genişleyebilir mi? Bu ne anlama gelir?

Her zaman olduÄŸu gibi felsefe dil konusunda da soru sordurmaktadır. Tüm sorulara yanıt verdirmese de… Çünkü diÄŸer yandan, yanıt vermek büyük sorumluluktur. Herkese ait bir sorumluluk…

Bu içeriÄŸin devamını oku »

Tarihin Yazmadığı Bir Olay

  

AB AB Diye Yanıp TutuÅŸurken…

Mustafa Kemal’in 6 Mart 1922 tarihinde TBMM’de yaptığı konuÅŸmadan bir alıntı:

“Efendiler,

Bir ÅŸeyin zararıyla, bir ÅŸeyin imhasıyla (yok edilmesiyle) yükselen ÅŸeyler, bittabi (doÄŸal olarak, elbette) o ÅŸeyden zarara uÄŸrayanı alçaltır. Hakikaten (Gerçekten de) Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileÅŸmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiÅŸ ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuÅŸtur. Artık vaziyeti (durumu) düzeltmek için Avrupa’dan nasihat (öğüt) almak, bütün iÅŸleri Avrupa’nın emellerine (amaçlarına) göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler (anlayışlar > düşünceler > görüşler) belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin (yabancıların) nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiÅŸtir.”

*

Bugün içinde bulunduğumuz durum, yorum gerekmeyecek denli açık değil mi?

Bu içeriÄŸin devamını oku »

Nereye Gidiyoruz Nereye?!…

Rektörler Savaşı…

Türkçe yazışmalıklarında görüyorum, dilimize girmiş bulunan ya da yeni yeni girmekte olan yabancı sözcüklere Türkçe karşılık aranırken rektör için de bir şeyler öneriliyor.   

Bu çabalara, çalışmalara saygı duymalı, katkıda bulunmalı; benim görüşüm böyle.

Dilimize yerleşmiş bulunan yabancı sözcükler konusunda iki anagörüş var: birine göre, bu sözcüklerin de ayıklanması gerekir, öbür görüşe göre de, bunlar kalmalıdır.

Ben kendimi ikinci görüşe yakın görüyorum. Ölçütlerimi özetleyeyim:

Bu içeriÄŸin devamını oku »

Adres: Darfur, Sudan-Afrika/Dünya

Kod: 1.15.24

Ülkeyi saran çalkantılı ‘örtü’yü aralayıp başımızı Sudan‘a çevirmeyi denesek mi? Öyle pek uzak bir yer deÄŸil… Hani CumhurbaÅŸkanımız’ın Ocak ortalarında gittiÄŸi Mısır var ya, iÅŸte o ülkenin  güney komÅŸusu. 1956′da İngiliz cetveliyle çizilmiÅŸ bir sınır ayırıyor onları. Sınır dediysem, Allah’ın çölünde sanal bir çizgi sanki… Adamlar, neye göre ve nasıl becermiÅŸlerse tam da 22° kuzey paraleliyle öpüştürmüşler çizdikleri ‘şey’i.

Bu ülkenin batısında Darfur denen bir bölge var. BaÅŸkent Hartum’a en yakın noktası yuvarlak hesap 550, en uzak noktası bin 300 km uzaklıkta olan koca bir bölge. Ülkenin beÅŸte birini kaplayan, yaklaşık 500 bin km²’lik çaÄŸcıl bir cehennem Darfur.

Dünyamız’ın baÅŸsorunlarından biri kuraklık… Darfur, bu olgunun öldürücü etkisiyle ta 1985′te karşılaÅŸtı: açlık. Bunu fırsat bilen güçler, tamamı Müslüman olan bölge halkını sen-ben kavgasına itmekte gecikmedi. Sonuç: iç savaÅŸ.

Bu içeriÄŸin devamını oku »