‘Ufak’ Şeyler…

Halid Ziya’ya Acı Vermek

 

 

Televizyonda bir dizi var, her bölümünde eşimle birlikte beyazcama yapışıyoruz. Akşamdan gece yarılarına kadar… ‘Aşk-ı Memnu’ adlı ‘şey’den söz ediyorum. Hani şu, duyurularını, sunularını sıvaşık bir sesin yaptığı diziden… Geçen perşembe akşamı milletçe altmışıncı bölümünü idrak ettik. Halid Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı romanından uyarlandığı söyleniyor.

 

 Aşk-ı Memnu -Halid Ziya Uşaklıgil, Hilmi Kitabevi, 1939

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 406, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 10 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark

‘Gaz Vermek’ Dolayısıyla

Kulağı Alışıp Ağzına Uğramak 

 

İnsan doğduğunda beyni bir bakıma sürülmemiş tarla gibiymiş… ‘Bir bakıma’… Yani, beynimizin doğuştan sahip olduğu şeyler de varmış. İşte bu tarlaya ne ekilirse, -çevren ne ekerse, sen ne ekersen- doğuştan var olanların yanı sıra onlar da biçilirmiş. ‘Onlar’ dediğim, kişinin hayatında önde gelen önemli şeyler…

 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 920, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 08 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark

Türkçe Değil mi, Uydur Uydur Konuş (!)

 

Biz Bu ‘Süreç’i Pek Sevdik

 

 

Bir yandan Türkçe olimpiyatları düzenlensin,  bir yandan Türkçe konuşulan ülkeler arasında bu ortak dile ilişkin toplantılar yapılsın –bunlardan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Konseyi daha geçenlerde toplandı, bir yandan Türkçenin ilk kez resmi dil oluşunun yıldönümleri kutlansın, o da yetmez, dil bayramları düzenlensin, bütün bunlara inat, sanki bu dili özensiz, sallapati konuşmaya ahdetmiş bir hâlimiz var.  

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 2758, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 06 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark

Dilimizin Kurtulmasını Sağlama ‘Noktasında’

 

Medya ve Ötesi…

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 583, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 07 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark

“Türkçemizin Başına Gelenler” Derken…

Papağanlaştık mı Ne?!

 

 

Yaygın bir uygulama var, size bir soru mu soruldu, hemen o soruyu birinci şahsa çevirerek kendinize soruyorsunuz. En çok televizyonlarda, radyolarda oluyor. Bir örnek vereyim: izlence konuğuna, kısa bir hoş geldin faslından sonra örneğin, “Özlettin kendini… Nerelerdeydin” gibi bir soru soruluyor, o da bu soruyu “Nerelerdeydiiim” diye yineledikten sonra yanıtlıyor. 

 

Bunları dinlemek çok hoş… Yalnız biraz sakıncalı. İlk başlarda ‘olay’a kafayı takmanız işten bile değil, bu bir; ikincisi, sonra sonra bir de bakıyorsunuz, siz de öyle yapmaktasınız. Bir örnekle açıklayayım: kızım, Haziran’a üç-beş gün kala telefon etti: “Ne zaman gidiyorsunuz?” Artık pek yorucu oluyorsa da, yazları, söylemesi ayıp, Yalıkavak’a gidiyoruz ya, onu soruyor. Ben yanıtı hemen yapıştırdım: “Ne zaman gidiyoruz?” Eşim kendisine soruyorum sanıp “Nereye ne zaman gidiyoruz? Arayan kim” diye beni yanıtlarken “Daha belli değil” deyip noktaladım. İnsanlar artık papağan gibi, duydukları her şeyi kapıveriyorlar… 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 1086, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 10 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark

Sevgili Yanimi Geri İstiyorum!

Yitirdiklerimiz İnsanlarımızla Sınırlı Değil

 

 

Gün geçmiyor, dilimiz yeni bir kayıp veriyor. Bunlardan biri yani sözcüğü. Hani, bir şeyi açıklarken ya da bir şeyi anlatmada zorlanınca kullanırdık ya, işte o:

 

- …, yani bugün gidebileceğimi hiç sanmıyorum.

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 948, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 09 03 2010 tarihinde görüntülenmiş.

  • Share/Bookmark