Kankalılar Arasında

 

Bir Kankasız Âdem

 

 

Benim kankam yok. Olamazdı da… İki lafın başında bu sözü edenler bana hep itici geldiklerinden, bu bir… Bu yüzden öğrenmeye de heveslenmedim; yalnzca, olsa olsa kan kardeşi demeye geliyordur, diye bir düşünce vardı kafamda, o kadar. Bu düşünce bile uzak durmama yeterdi o şeye, bu da iki… Yani, kan kardeşim de olmadı. Bunu da açıklayayım: pek çok kimsenin okumuş olduğunu sanırım, Ömer Seyfettin’in Ant adlı bir öyküsü vardır, -ilkokulun ortalarındayken okumuştum- işte bu öyküdeki anlatıcınının yerinde olmak hiç istemediğimden kan kardeşim olmadı… Öyküde, anlatıcının kan kardeşi Mıstık, kendilerine saldıran kuduz köpekten kan kardeşini korumak için onun önüne geçer, aldığı ısırıklar sonucunda da o kötü sonla karşılaşır. Ant, şu tümcelerle son bulmakta*:

“Erken kalktığım açık, bulutsuz sabahlar, herkes gibi bana da çocukluğumu hatırlatır. Belleğimde sonsuz ve mor bir tanyeri ülkesi gibi kalan doğduğum yeri gözümün önüne getirmek isterim. Ve hep, farkında olmayarak sol elimin işaret parmağına bakarım. Birinci boğumun üstünde hâlâ beyaz çizgi şeklinde duran bir küçük yara izi, bence çok kutsaldır. Andı için ölen, hayatını mahveden kahraman kan kardeşimin, sıcak dudaklarını tekrar parmağımın ucunda duyar, beni kurtarmak için kendisinden büyük, kudurmuş, iri ve kara çoban köpeğiyle pençeleşen o aslan ve kahraman hayalini görürüm.”

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

ARMTRŞ’nin Kararı Dolayısıyla

 

 

Azadlıq’tan Bir Makale

 

 

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Türkiye Türkçesi – Azeri Türkçesi Çatışması mı?

 

Yoksa…

 

 

Türkiye Türkçesi ile Azeri Türkçesi arasında, günümüze geçen birkaç yıldan sarkan bir sıkıntı vardı: bizim RTÜK’ün Azerbaycan’daki karşılığı sayabileceğimiz Azerbaycan Respublikası Milli Televiziya ve Radyo Şûrası, -kısaca ARMTRŞ diyelim- bu ülkenin televizyonlarında filmlerin, dizilerinin Azerice dışında dillerde yayımlanmasına karşı çıkıyordu. Örneğin, Rusça yayınlar yasaklanmıştı.

 

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Merkez Bankası’nın Adı

Şöyle de Düşünebilir miyiz?

 

 

TL’ye dönüşle birlikte bir feryattır aldı başını gidiyor: “200’lükte değerin yazıyla yazılışı yanlış: sayılar yazıyla bitişik yazılmaz”, “Merkez Bankası’nın açık adı da yanlış yazılmış: ‘Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ olmalı”

 

Bizim dün denecek kadar yakın geçmişte 500, 250.000, 500.000 diye kâğıt paralarımız oldu. Para saklama âdetim vardır, çıkardım baktım: yazıyla ‘beşyüz’, ‘ikiyüzelli bin’, ‘beşyüz bin’ diye yazılmış. ‘Bin’ sözcükleri hepsinde de ayrı yazılmış. Ne tam öyle ne tam böyle… 

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

‘İnce Gömlek’in Düşündürdükleri

 

 

Zor İş… Ama Başarılabilir

 

 

Durum kötü… Diline sahip çıkmayı beceremezsek Türkçemiz gitti gider… Bu yuvarlanış karşısında, Türkçeyi dert edinenlerin genelağ ortamında toplaştığı yerler günden güne artıyor. Sevinilecek şey…

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark

Devlet Kapısı da El Elinde

 

Q Klavyenin Haşmeti

 

 

Ankara’da nicedir bir çalışma yürütülüyordu. Yurttaşın kamu hizmetlerine elektronik ortamda ulaşmasını sağlamayı amaçlamıştı ilgililer. Devlet katında ‘E-Devlet’ denen bir kapımız olacaktı. Sonunda, 18 Aralık günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eliyle Devletin Kısayolu – www.türkiye.gov.tr adresinde hizmete açıldı.

Bir adının da ‘Devletin Kısayolu’ olduğu anlaşılan bu uygulamaya ilişkin “E-Devlet Nedir” sorusuna, “e-Devlet, vatandaşlara Devlet tarafından verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması demektir. Bu sayede, Devlet hizmetlerinin vatandaşa en kolay ve en etkin yoldan, kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılması hedeflenmektedir. Bürokratik ve klasik devlet kavramının yerini almaya başlayan e-devlet anlayışı ile, her kurumun ve her bireyin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanan sistemler ile devlet kurumlarına ve kurumlarca sunulan hizmetlere kolayca erişmesi hedeflenmektedir” yanıtı veriliyor*. Hayırlı uğurlu olsun!

Bu içeriğin devamını oku »

  • Share/Bookmark