31, May, 2008 at 07:13 (Dil Yazıları)
“Eyç-di-ay”dan “Ha-de-i”ye… (*)
Emre Yazman
Geçenlerde arabamda küçük bir hasar oldu. Servise götürdüm. Karşılayan görevli kaskomun hangi şirkette olduğunu sordu. “He-de-i Sigorta’da” dedim. Görevli “Heyç-di-ay Sigorta” diye düzeltti beni. “Evet, He-de-i Sigorta” diyerek onayladım görevliyi. Garibim, beni düzelttiğini sanırken kendi hatasının farkında değildi. Öyle ya, harfin adı ile temsil ettiği ses arasında bir bağlantı olmalıydı. Bu harf “he” sesini temsil ediyorsa adı da “heyç” olmalıydı ona göre, “eyç” de neydi ki. Fransızcadaki “aş”a “haş” diyenler de aynı güdünün etkisi altında böyle diyorlardı.
HBB televizyonuna hiç “eyç-bii-bii” demedim. NTV’ye hiç “en-tii-vii” demediğim gibi. Bu kanalların adı benim dilimde “he-be-be” ve “ne-te-ve”dir. Keza, AIG Sigorta’ya “ey-ay-cii” değil, “a-i-ge” demenin doğru olacağını düşünürüm ve öyle derim. Bir Türk sigorta şirketinin adı sözgelimi RSF Sigorta olsaydı anadili İngilizce olanlar bunu nasıl okurdu? Elbette “re-se-fe” diye değil, “ar-es-ef” diye kendilerine göre söyleyeceklerdi. Peki, bizim yabancı dillerdeki adları kendimize göre okuma hakkımız niçin olmasın?
İhlas Sigorta’yı Almanlar satın aldığında şirketin adını HDI Sigorta yaptılar. Almanca sözcüklerin ilk harflerinden oluşan bu kısaltmayı nasıl okuyacaktık? Çoğunluk İngilizceye göre “eyç-di-ay” diye okusa da doğru olan bu muydu peki. Almanca bir ismin İngilizceye göre okunmasının nasıl bir gerekçesi olabilirdi? Bizce Türkçeye göre okunması doğru olurdu: “He-de-i” diye. Özgün dilinde okunuşu olan “ha-de-i”yi benimsemek de yadırganacak bir tutum olmazdı.
Bu içeriğin devamını oku »
1 Yorum
23, Mar, 2008 at 16:28 (Dil Yazıları)
Argo ve Jargon
Her toplumda, ortak dilin yanı sıra, bu dilden ayrı olarak belli topluluklara özgü birer söz dağarcığı vardır. Bu sözlere, özelliklerine göre argo ya da jargon deniyor.
Dilimize Fransızcadan gelmiş bir sözcük olan argo (Fr. argot), birkaç anlama geliyor:
- Genel kullanım dışı biçim ya da özellikleri olan (sözler);
- Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek ya da topluluktaki insanların kullandığı özel dil ya da söz dağarcığı;
- Her yerde ve her zaman kullanılmayan ya da kullanılmaması gereken, çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz ya da deyim;
- (Mecaz) Serserilerin, külhanbeylerinin, toplumdışı kişilerin kullandığı söz ya da deyim.
Dilimize yine Fransızcadan gelmiş olan jargon sözcüğünün (Fr. jargon) anlamları da şunlar:
- Dar bir çevreye özgü dil, argo (örn. tıp jargonu); kimi çevrelerin kullandığı özel dil;
- Anlaşılması güç, bozuk dil.
Bu içeriğin devamını oku »
Yorumlar
05, Mar, 2008 at 17:02 (Dil Yazıları, Günlük)
Bakmadığımızda…
Bir yakınım var, uzaklarda… Hanidir karşılaşmıyoruz; emektupla bir hatırını sorayım, dedim dün: “Nerelerdesin? Keyifler?…”
Yanıt hemen geldi… İyiymiş.
Eklemiş:
“Sana uzuuuuuuun zaman önce, BAKTIĞIMIZDA sözcüğüne takıldığımı söylemiştim. Epeyce gülmüştük:
‘Baktığımızda borsanın düştüğünü görüyoruz.’
‘Bakmadığımızda borsanın düştüğünü görmüyoruz.’
‘Baktığımızda Fenerbahçe bu maçı alır.’
‘Bakmadığımızda Fenerbahçe bu maçı alamaz.’
Neden bu sözcüğü kullanır olduğumuzu buldum; ama o günden bugüne seninle karşılaşmadığımız için söyleyemedim. Bu sözü dilimize, hava durumu sunucuları soktu… Nasıl, dersen, onlar her zaman, ‘Baktığımızda Marmara Bölgesi …..’ falan diye başlıyorlar bilgi vermeye… Çünkü, hem kendileri bakıyor hem de biz bakıyoruz ekrana. Dedikleri de çıkıyor…
Sen ne dersin?”
Yakınımı kıskanmadım, desem yalan olur… Kısa bir yanıtla geçiştirdim:
Bu içeriğin devamını oku »
1 Yorum
23, Şub, 2008 at 10:46 (Dil Yazıları)
Yorumlar
21, Şub, 2008 at 19:40 (Dil Yazıları)
Türkçenin Sorunları TBMM’de
Meclis araştırması açılmasına karar verildi
25 Aralık 2007 günü, dilimize gönül vermiş olan bir dostumun telefonla beni bilgilendirmesi üzerine hemen TBMM TV’yi açtım. O sırada Meclis’te, Türkçedeki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesi vardı.
İzlemeye başladım. Görüşmeler ilerlemişti; kürsüdeki milletvekilinin dediklerinden anlıyordum, ben TV’yi açmazdan önce Sayın Milli Eğitim Bakanı da konuşmuştu. Görüşmeler, Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın yanıt/açıklama/savunma konuşmasının ardından yapılan oylama sonucunda Türkçedeki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması kabul edilerek saat 20:20 sularında sona erdi.
Ertesi gün: merak bu ya, basını tarıyorum, bu konuda neler var, diye. Sade suya tirit…
Bu içeriğin devamını oku »
Yorumlar
21, Şub, 2008 at 07:55 (Dil Yazıları, Dilimiz)
Türklerin En Büyük İcadı ya da Türk Dili *
Alev Alatlı
Geçen haftanın dikkatimi çeken iki haberinden birisi “Türk çocuklarının Alman akranlarından yüzde şu kadar daha ahmak oldukları”na ilişkin “bilimsel” saptama ikincisi‚ yine aynı Türk çocuklarının anadil öğrenimini iki-üç yaş gibi olmadık bir sürede tamamlıyor olmalarının çeşitli telmihleri.
Bu içeriğin devamını oku »
2 Yorumlar