Esintiler Arasında
Mart 14th, 2009 at 23:19 (Kendi Şiirimizden, Müzik)
III. Murat’tan Bugüne
Zannetme ki şöyle böyle bir söz
Gel sen dahi söyle böyle bir söz
Şeyh Gâlip
Yahya Kemal’in Mâhurdan Gazel’inden söz ettiğim yazıya çalışırken zihnimde bir sis perdesi aralanır gibi olduydu; Eski Şiirin Rüzgârıyle sözleriydi bunu yapan. Bu sözler… Ad olduğu kitabın içeriğini ustaca belirten bu sözler… Yahya Kemal’in, divan şiirimizden yoğun esintiler taşıyan şiirlerinin bu ortak kimliği, dile gelmiş, “Akıl defterinin bir yerlerinde bu kalıpta bir ad daha olacaktı” diyordu bana…
Evet evet, akıl defterimin bir yerlerinde bu kalıpta bir ad daha olacaktı…
*
Derken, bir esinti… Sis perdesi birden aralanıyor: ‘Eski Müziğin Rüzgârıyla’!… Sisler arasında aradığım işte buydu.
Hemen söyleyeyim, bu sözleri kucaklayan tek tırnak imleri, bir adı belirtiyor olan bu öbeğin tamamlayıcı parçaları: müziğimizin ustalarından Ruhi Ayangil, 2004 Şubatı’nda özgün konserlerinden birini daha gerçekleştiriyordu ve ona Eski Müziğin Rüzgârıyla adını vermişti. Gerçekten de, İş Sanat Merkezi’nde, makamsal müziğimizin rüzgârları esecek olmalıydı; hem XVII. yüzyıldan kopup gelen hem de günümüzde yeniden doğan rüzgârlar…
Konser, Ayangil Türk Müziği Orkestra ve Korosu’nun bir etkinliğiydi ve seslendirilen yapıtlar arasında en heyecan verici parça da, bence, Ali Ufkî’nin III. Murat’ın dizeleri üzerine bestelediği Uyan Ey Gözlerim ilahisi olmalıydı. Yola XVI. yüzyılda çıkan bir söz rüzgârı, üç çeyrek yüzyıla yakın süre sonra nağmelere bürünmüş, işte şimdi de gönül tellerini titretmeye durmuştu.¹
Dinleyelim mi?

Uyan Ey Gözlerim
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kasdı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Semavatın kapuların açarlar
Müminlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac u tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Benim, Murad kulun, suçumu affet
Suçum bağışlayub günahım ref’ et
Resul’ün sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
*
Uyan Ey Gözlerim için iki şeycik söylemek istiyorum: birincisi, ne denli duru bir Türkçe değil mi? İkincisi, ne de kolayca (!) söylenebilecek sözler…
Yazında, özellikle de şiirde, eskilerin sehl-i mümteni dedikleri bir deyim/anlatım var; hem kolay hem güç anlamına geliyor, diyebiliriz. Yani, bu işi yapmak hiç de öyle görüldüğü gibi değil… III. Murat’ın bu şiiri de, işte öyle kolay görünen, ama bir eşinin daha ortaya konması olanaksız olan şiirlerden.
*
İnsan kendini eski şiirin, eski müziğin rüzgârına kaptırır da, Attila İlhan’ın Tarzı Kadim’inden de nasibini almaz olur mu hiç?
olmuyor neyleyim
olmuyor velinimetim efendim
olmuyor yirminci asırda
tarz-ı kadim üzre gazeller söylemek
beşiktaş’a yakın hanesi yerle yeksan oldu nedim’in
baki o enis-i dilden
bir yahya kemal kaldı hal-i hazırda
ayıptır efendim iç bade güzel sev demek
var ise akl ü şuurun
ayıptır bu zamanda yar deyip yar işitmek
kıvılcımlar kaymalı
insanlarım dedikçe şair kaleminden
zaten ömrümüz rüzgârlı sular gibi dalgalı
kimseler başlamaz medar-ı maişet derdinden
kim okur kim dinler siham-ı kazayı?
yalnız alıp verilir bir selam kalmıştır
nabi efendi’den
sen benim velinimetim efendim
ben senin hayr-ül halef
sen vakt-i zamanında
uyan derdin uyan ey mest-i hab-ı naz
uyan artık uyan
bense uyandım hab-ı gafletten
uyan derim uyan ey esirler dünyası!
*
Ve gökten beş güzel ruh inip aramıza, şöyle bir görünüp gittiler: III. Murat, Ali Ufkî, Şeyh Galip, Yahya Kemal, Attila İlhan…² Rahmet istemiş olmalılar…
İnal Karagözoğlu
Yarımca, 30 Aralık 2008
______________________
¹ Zara söylüyor.
² III. Murat, 1546-1595; Ali Ufkî, 1610?-1685?; Şeyh Galip, 1757-1799; Yahya Kemal, 1884-1958; Attila İlhan, 1925-2005.
Birkaç sözcük:
dill-u dil: Gönül dili, kendi dili.
hulle: Cennette giyileceğine inanılan giysi.
yedi iklim: Başka başka (iklimlerin yaşandığı) ülkeler.
ref’ etmek: Ortadan kaldırmak, geçersiz bırakmak.
haşretmek: (< haşir etmek) Kıyamet gününde bir araya getirmek.
haşir: Toplanma, bir araya gelme.
tarz: Biçim; anlatım biçimi.
kadim: Eski.
(Ney üfleyen hanım fotoğrafı, tr.wikipedia.org kaynağından)
Beyza dedi ki,
25, Eki, 2009 at 11:06
acaba ney notalarını biliyor musunuz_?
İnal Karagözoğlu dedi ki,
25, Eki, 2009 at 11:35
Sayın Beyza,
Ney konusundaki bilgileri http://www.neyzen.com/ adresinden edinebilirsiniz.