Pop Kültür Bağlamında Müzik
Haziran 3rd, 2008 at 06:40 (Her Açıdan)
Ya da Tüketim Toplumu Durumları…
Bu, nitelikli olan her ÅŸeye uzak duran bir kültür… Bu kültürün, insanları eÄŸlendiriyor, onlara hoşça zaman geçirtiyor gibi görünen ürünleri, kapitalist üretim/tüketim iliÅŸkilerinin körleÅŸtirdiÄŸi, yorduÄŸu, sonunda da her açıdan yıkıma uÄŸratıp tükenmiÅŸliÄŸe ittiÄŸi insanlara gerçeklerden kaçışlar (!) sunmakta…               ‘Pop kültür’ sözünden ne anladığımı belirtmezden önce, bu sözün belirleyici öğesi olan ‘pop’ sözcüğünün nereden geldiÄŸine, bu sözcüğe ne anlamlar yüklenmiÅŸ olduÄŸuna bakmak istiyorum.Â
Fransızca ‘populaire’ (İng. popular), ‘herkesçe sevilen; halkla ilgili, halka özgü, halk için’ anlamlarına geliyor. Bu sözcük İngilizcede, ‘herkesçe sevilen, geçerli ve deÄŸerli olan; ayaktakımına özgü; halka iliÅŸkin; herkesçe anlaşılabilir; genel, yaygın; halkın kesesine elveriÅŸli, ucuz’ anlamlarında da kullanılıyor.
‘Pop’a gelince… Pek çok anlamı olan bu sözcük, anladığıma göre, ABD İngilizcesi çıkışlı olarak sarmış bütün dünyayı… ‘Pat diye patlama sesi’nden tutun da, hani bizde kimi delikanlılar babalarından ‘bizim moruk’ diye söz ederler ya da arkadaÅŸlarına ‘naaber lan moruk’ diye seslenirler ya, iÅŸte bu sözlerdeki moruÄŸun karşılığı da ‘pop’ İngilizcede… BaÅŸlıca anlamları, ‘pat diye ses çıkarmak; patlamak; çabucak sokuvermek; mısır için patlamak; ateÅŸ etmek’. Ve ‘hafif klasik veya popüler müzik konseri’. Fransızcada ise, ‘populaire’ sözünün kısaltılmış biçimi olarak da kullanılan bu sözcüğün öbür iki karşılığı, ‘pop müzik’ ve ‘kuru gürültü’.
Dilimize Fransızcadan ve bu dildeki söyleniÅŸiyle girmiÅŸ bulunan popüler için Türkçe sözlükler, ‘halkın zevkine uygun, halk tarafından tutulan; herkesçe tanınan’ karşılıklarında birleÅŸiyor. Bu sözcükle oluÅŸturulmuÅŸ ‘popüler olmak’ fiili ile ‘popüler bilim’ ve ‘popüler müzik’ isimleri de var Türkçemizde. Bunlar sırasıyla, ‘ünlü olmak, toplumun her kesiminin anlayacağı bir dille ve biçimle yapılan bilim, pop müzik’ demek.
‘Pop’ sözcüğünü ise ‘popüler’in kısaltılmışı olarak İngilizceden almışız; almakla kalmamışız, ona, ‘popüler’inkine yakın anlamlar yüklemiÅŸiz: ‘halkın arasında yaÅŸayan motiflere, öğelere yer veren, onlardan yararlanan (kültür), popüler’. ‘Pop müzik’ de, İngilizler’in, Amerikalılar’ın baÅŸlattığı ‘hareketli, yerel motiflerden yararlanarak yapılan, gençler arasında çok beÄŸenilen bir müzik türü’ anlamına geliyor. Yani, tüketilip atılan müzik. Ve hemen yerine yenisi konan…
Tüketim toplumu durumları…
Benim çocukluk ve ilk delikanlılık çağımda, -Tokat’tayız o zamanlar- yazın, akÅŸamları parka giderdik. Çiçeklerle donatılmış bu iç açıcı yerde ne vardı? EÅŸ-dost yüzleri… Çay, kahve, gazoz, dondurma, limonata, kant, kızılcık ÅŸurubu, viÅŸne ÅŸurubu… Bir de müzik: o dönemin tutulan ÅŸarkıcılarından, türkücülerinden… YetmiÅŸ sekizlik denen koca koca plaklar çalardı belediyenin park görevlilerinden birisi…
![]()
DinlettiÄŸi ÅŸarkılar, türküler de, pek doÄŸal olarak, o yılların tutulan parçaları olurdu. Tutup da, bırakalım Numan AÄŸa’nın ‘Lalin var iken nuÅŸ edemem bade-i nabı/Dudağın dururken katıksız da olsa ÅŸarap içemem’ dizesiyle baÅŸlayan rast-ı cedit yürük semaisini, Tanburi Büyük Osman Bey’in ‘Derunumda var türlü hicran/içimde türlü ayrılık acıları var’ diye yakınmaya baÅŸladığı mahur ÅŸarkısını ya da Muzaffer Sarısözen’in derlediÄŸi ‘AÅŸk kalbimde yer almış / Atma bana bu taşı / …’ diye baÅŸlayan Urfa yöresinden bir türküyü çalacak deÄŸildi ya!… Ya ne yapardı? ÖrneÄŸin, Abdullah Yüce’nin bir taÅŸ plağıyla baÅŸlardı o akÅŸamki iÅŸine: Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırab / Zavallı kalbim ne kadar harap / Nasibim olsun bir yudum ÅŸarap / Sun da içeyim (içerim) yarin elinden…/ … / Gurubun rengi vurmadan cama, ver mezesini, tatlı lebinden… / …
Yıllar sonra, bestesinin Nuri Foçan’a, sözlerinin Hasan Bayrı’ya ait olduÄŸunu öğreneceÄŸim ve bugün artık bir tür klasiÄŸe dönüşmüş olan bu ÅŸarkıyı ne yalan söyleyeyim, hiç sevmezdim. Neden derseniz, bir kere, yarin elinden içilecek bir yudumcuk ÅŸarabı niçin bir baÅŸkasının sunmasının istendiÄŸine bir türlü akıl erdiremiyordum; üstelik bu dizede bir anlatım bozukluÄŸu seziyordum. ikincisi, kulağımı tırmalayan bir müzikti… Ve babamın, hoparlörlerden yükselir yükselmez her seferinde yüzünü buruÅŸturarak ‘piyasa ÅŸarkısı’ nitelemesinde bulunması beni ondan uzak tutan son noktaydı… Åžunu da ekleyeyim, rahmetli Yüce, dilimizde ‘ıstırap’ diye bilinen sözcüğü üzerine basa basa ‘ızdırab’ diye sesletirdi ki, babamın canı, sanıyorum bu duruma ayrıca sıkılırdı.
Åžimdi anımsıyorum da, annem olsun babam olsun, bizleri, ortam olarak da o piyasa ÅŸarkılarından uzak tutmaya bakardı: örneÄŸin, parka gittiÄŸimizde, iki-üç hoparlörün ‘hedef tahtası’ konumundaki havuz başında deÄŸil de, koca alanın, bu seslerin gücünü yitirmiÅŸ olarak ulaÅŸabildiÄŸi sol arka taraflarında otururduk. Evimizde de, Türk ve Batı müziÄŸinden seçkin yapıtları dinleme olanağını saÄŸlamıştı annem ve babam…
İşte, o yıllarda, kentlerde olsun, kasaba ya da köylerde olsun, anababalar, çocuklarının elverdiğince güzelduyu değeri olan şeylerle beslenmesine özen gösterirdi. Demem o ki, bu anlattıklarım, yalnızca bizim eve özgü değildi.
Peki, sanatsal yönü az olan ya da olmayan şeyler hiç mi tüketilmezdi? Tüketilirdi; ama, ancak gerektiği kadar.
Ne zaman ki kapılarımızı, hele de eÄŸitim düzenimizi iyi-güzel/kötü-çirkin demeden dışarılara açtık, bir buçuk kuÅŸaklık sürede iÅŸler çığırından çıktı. Artık egemenlik pop kültüründür!…
*
Åžimdi artık ‘pop kültür olgusu’na geçebilirim.
Bu kültür, nitelikli olan her türlü yapıta uzak duran bir kültürdür. Müzik, yazın, dans, tiyatro, sinema, giyim, mimari, el sanatları vb. sanat ve zanaat alanlarında olsun yaÅŸamda olsun, sanatsal yaratının genel yasalarının, güzellik kuramlarının, kısaca güzelduyunun gözetilmediÄŸi hızlı tüketim ürünleridir onu yaratan ve besleyen… Ve o da kendini var edenleri üretir ve besler.
Ana amacı sözde eğlendirmek, hoşça zaman geçirtmek olan bu etkileşim, kapitalist üretim ilişkilerinin yorduğu, tükettiği, her türlü açıdan yıkıma uğrattığı, körleştirdiği topluma gerçeklikten kaçışlar sunar (!).
                     ![]()
Bütün bunların üzerine, pop kültürün tutsağı edilmiÅŸ bir toplum bir de üretim kanalları yok edilmiÅŸ ve dışa bağımlı kılınmışsa?!…
Evet, pop kültür böyle bir ÅŸeydir… Ve, oturup düşünmeyi gerektirir.
İnal Karagözoğlu
 Yalıkavak, 23 Temmuz 2006
© 2006 İK
