Mayıs Vakası
Mayıs 19th, 2008 at 09:07 (Belirli Gün ve Haftalar)
Kraliçe’nin Gölgesinde Dört Gün
Bugün Büyük Kurtarıcı‘nın doÄŸum günü. Ve 19 Mayıs 1919′da baÅŸlayan büyük yürüyüşün de 89′uncu yıldönümü…Â
Bu mutlu güne yaklaşırken, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda BirleÅŸik Krallığı Kraliçesi II. Elizabeth (Elizabeth Alexandra Mary), üçüncü kez ülkemizi ziyaret etti. YoÄŸun izlencesi 13-16 Mayıs günlerine yayılan bu ziyaretin izleniÅŸinde basın-yayıncıların hakkını yemek olmaz; Allahları var, yerlisiyle-yabancısıyla gece gündüz demeden canla baÅŸla çalıştılar, verdikleri haberlerle cümle âlemi bilgilendirdiler.Â
Bu haberlerin birkaçını ‘Kraliçe Elizabeth’ ayracına alayım: geliyor, dört aydır Türkiye kitapları okuyor, 13 Mayıs`ta Türkiye`de, geldi, 37 yıl sonra Türkiye’de, uçak gemisinde kalacak, Çankaya Köşkü`nde, İstanbul’da, CumhurbaÅŸkanı ve eÅŸi onuruna HMS Illustrious uçak gemisinde resepsiyon verdi, Bursa`ya gitti, YeÅŸil Cami’de Kuran dinledi, niÅŸan taktı, çocuklarla Karagöz izledi, tekrar Ankara’da, defile izledi, ErdoÄŸan’la görüştü, Baykal’la ayaküstü sohbet etti, ayaktopçu Hakan Şükür’le tanıştı, Türkiye`den ayrıldı…Â
Öyle böyle bir haber zenginliÄŸi deÄŸil… Unutmadan yazayım, bu dört günlük ziyareti sırasında Kraliçe’nin öne çekilmiÅŸ doÄŸum günü kutlaması da yapıldı. Ha, bir de, BirleÅŸik Kırallık donanmasından HMS Illustrious Salıpazarı’na baÄŸlandı. “Frak mı smokin mi” ayrıntısıyla süslenen protokol muhabbetlerine ise hiç girmeyeyim…Â
*
Ve köşe yazıları, unvanları kendilerinden menkul ‘enkırmen’lerimizin yorumları: “Kraliçe niye geldi?”Â
Denen ÅŸeylerden diÅŸe dokunanlar, özetle, BOP, BAP, BEP eksenli ÅŸeyler… Biraz AB, az biraz da ABD, Fransa, İran, Çin, Rusya etmenleriyle süslenmiÅŸ/pekiÅŸtirilmiÅŸ varsayımlar, öngörüler…Â
*
Geçen ay AB Komisyonu BaÅŸkanı Jose Manuel Barroso‘nun ülkemize geliÅŸi dolayısıyla yazdığım yazıda sözünü etmiÅŸtim, yinelemiÅŸ olacağım, varsın öyle olsun, ne zaman ‘İngiliz’ sözü geçse aklıma Åžark Meselesi ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti gelir…  Â
‘Şark Meselesi’, yani ‘DoÄŸu Sorunu’ diye bir lafı ilk kez Rus Çarı Aleksandr‘ın aÄŸzından duymuÅŸtu dünya: Aleksandr, kendi icatları olan bu kavramı 1815′te toplanan Viyana Kongresi’nde, delegelerin dikkatini Osmanlı uyruÄŸu olan Rumlar’a çekmek için ortaya atmıştı. İngiltere, Rusya’nın geniÅŸlemesinden korku duyuyordu; o yüzden bu konunun görüşülmesini istememiÅŸ, delegeleri etkileyerek reddedilmesini saÄŸlamıştı. Â
Ama Avrupa’nın büyükleri kısa bir zamanda ‘Şark Meselesi’ sözüne yeni bir anlam yüklediler ve Türk-Avrupa iliÅŸkileri, artık bu sözün içerdiÄŸi anlamla açıklanıp deÄŸerlendirilmeye baÅŸladı. Evet, Åžark Meselesi, Türkler’in İstanbul’u fethiyle baÅŸlayan süreçte Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun içinde yer aldığı bütün uluslararası sorunların adı olan tarihsel-siyasal bir terimdi artık…Â
Ve Osmanlı’nın zayıflaması üzerine de, İngiltere’nin başını çektiÄŸi Avrupa devletlerinin, türlü çıkar düşüncesiyle, onu koruma altına alıyor gibi görünmelerinin ardında yatan ‘baÅŸta İstanbul olmak üzere bu zengin toprakların hangi Avrupa devletleri arasında nasıl paylaşılacağı’nın adı oldu Åžark Meselesi!Â
İngiliz Muhipleri Cemiyeti‘ne gelince…Â
Bu, İngilizler’in başını çektiÄŸi uzlaşık devletlerce (İtilaf Devletleri’nce) ele geçirilmiÅŸ olan Osmanlı ülkesinde, zamanın Osmanlı padiÅŸahı ile sadrazamının da aralarında bulunduÄŸu bir bölük yurtsever (!) insan tarafından kurulan bir dernek! Bu oluÅŸumun fikir babası görünümündeki bir üyesi de, o tarihte dahiliye nazırlığı (içiÅŸleri bakanlığı) koltuÄŸunda oturan gazeteci Ali Kemal‘di.Â
İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin 20 Mayıs 1919 tarihli kuruluÅŸ bildirgesinde yer alan “… İngiltere devlet-i fahimesinin muavenet-i hayırhahanesiyle memalik-i Osmaniye’nin temin-i vahdet ve hukuku için ‘İngiliz Muhipler Cemiyeti’ namıyla bir cemiyet teÅŸekkül etmiÅŸtir” tümcesini Osmanlıcadan arındırmaya çalışayım: “… Yüce İngiltere Devleti’nin iyilikseverliÄŸine dayanan yardımıyla Osmanlı ülkesinin birlik ve haklarının güvenliÄŸini saÄŸlamak üzere ‘İngiliz Dostları DerneÄŸi’ adıyla bir dernek kurulmuÅŸtur.”  Â
Bu ulusal birliÄŸi bozucu kuruluÅŸu ortaya çıkaran düşünce, görüş neydi?Â
“Osmanlı Devleti artık egemen bir devlet halinde yaÅŸayamaz. Varlığını koruması, ancak güçlü bir devletin koruması altına girmesiyle olabilir” deniyordu. Bu güçlü devlet de, İngiltere Kralı’nın, Kraliçesi’nin yönettiÄŸi üzerinde güneÅŸ batmayan Britanya İmparatotluÄŸu’ndan baÅŸkası olamazdı…Â
Peki gizlenen asıl amaç neydi?Â
Ülke içersinde örgütlenip önce baÅŸkaldırılar çıkmasını saÄŸlamak, bu arada ulusal bilinci çökertmek, ardından da, iÅŸe yabancıların el atmasıyla Osmanlı Devleti’nin ortadan kalkmasını saÄŸlamak…Â
*Â Â *Â Â *
Mustafa Kemal, ülkeyi kurtarma yolunda ilk adımın atıldığı 19 Mayıs 1919′un öngününü ÅŸu sözlerle anlatıyor Nutuk’unda:Â
“1919 yılı Mayısı’nın 19′uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir: Â
“Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduÄŸu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiÅŸ, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiÅŸ, ÅŸartları ağır bir ateÅŸkes anlaÅŸması imzalanmış. Büyük SavaÅŸ’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaÅŸmış, ÅŸahsını ve bir de tahtını koruyabileceÄŸini hayal ettiÄŸi alçakça tedbirler araÅŸtırmakta. Damat Ferit PaÅŸa’nın baÅŸkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padiÅŸahın iradesine boyun eÄŸmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.Â
“Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…Â
“İtilaf Devletleri, ateÅŸkes anlaÅŸmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahaneyle İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar, Urfa, MaraÅŸ, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından iÅŸgal edilmiÅŸ. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuÅŸmamıza baÅŸlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919′da, İtilaf Devletleri’nin uygun bulmasıla Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor.Â
“Bundan baÅŸka, memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleÅŸtirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.Â
“Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Heyeti, illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meÅŸgul. Yunan Kızılhaçı ve Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Heyeti’nin çalışmalarını kolaylaÅŸtırmakla görevli. Mavri Mira Heyeti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teÅŸkilatları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluÅŸunu tamamlıyor.
“Ermeni PatriÄŸi Zaven Eefendi de, Mavri Mira Heyeti’yle birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiÅŸ olan ve İstanbul’daki merkeze baÄŸlı bulunan Pontus Cemiyeti hiçbir engelle karşılaÅŸmadan kolaylıkla ve baÅŸarıyla çalışıyor.”Â
*
Åžark Meselesi ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti olguları, Kraliçe Elizabeth’in ülkemize geliÅŸini renkli bir magazinsel çerçeveye sıkıştırma çabalarınının sırıtmasını saÄŸlıyor.Â
Ve bugün, basın-yayın dünyamızda köşe ve masa sahibi oldurulmuÅŸ çok bilenler arasında Ali Kemal’ler görmemek için akıl körü olmak gerekiyor.Â
*
Büyük kurtarıcımız Gazi Musrafa Kemal Atatürk’ün doÄŸum günü ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!… Â
İnal Karagözoğlu
Yarımca, 19 Mayıs 2008
© 2008 İK