22, Nis, 2008 at 17:54 (Belirli Gün ve Haftalar)
Karanlığı Boğmak
Yarın 23 Nisan. Bu mutlu günün sabahına her günkü gibi radyomu açarak baÅŸlayacağım. Sonra gazeteler, teveler…
Cıvıl cıvıl çocuk sesleri odama önce radyodan yayılacak… KuÅŸ cıvıltıları eÅŸlik edecek çocuklara ve belki yaÄŸmur sesleri zorlayacak penceremi…
Kulaklarım bu güzelliklerde, çocukluk günlerimi anımsayacağım… Hele de ilkokul yıllarımı…
ÖrneÄŸin, 1941, ‘42 yıllarını… Okula girdik mi, küçük bir karatahta karşılardı bizi. Üzerinde, dilimizdeki kimi yabancı sözcükler ile onların Türkçe karşılıkları… ÇoÄŸu kez her gün yenilenen bir dizelgeydi bu. ‘Samankâğıdı’ denen sarı renkli, ucuz kâğıttan yapılmış birer sarı defterimiz vardı, o karatahtada verilen aydınlık sözcükleri ona geçirirdik.
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
21, Nis, 2008 at 13:46 (BaÅŸkaca (DY))
Dil Derneği, 21 Yıldır Aydın Direncinin Simgesidir!
Dil DerneÄŸi, 22 Nisan 1987′de aydın dayanışmasıyla kurulmuÅŸtur; 21 yıldır da aydın direncinin simgesi olarak dimdik durmaktadır!
Dil Derneği, 12 Eylül sürecinin en karanlık aşamasında o günlerin; bugünkü karanlık gidişte de bugünlerin aydınlığa açılan, umutları diri tutan penceresidir; laik cumhuriyetimizin temel ilkelerinin ödünsüz savunucusudur. Her üyesi, bütün yandaşları, Türk Devriminin en önemli dayanağı olan Dil Devriminin kuşaktan kuşağa akıp gitmesini amaç edinmiştir.
Atatürk, “dilimizi yabancı diller boyunduruÄŸundan kurtarmak” için 12 Temmuz 1932′de Türk Dil Kurumu’nu kurmuÅŸ; 5 Eylül 1938′de oluÅŸturduÄŸu “vasiyetnamesi”ne Türkiye İş Bankasındaki bireysel gelirinin bir bölümünü, dernek yapısındaki Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarına bıraktığını el yazısıyla açık açık yazmıştır. Bu davranışının anlamı açıktır; Atatürk bu iki derneÄŸe gelir bırakarak, onları sonsuza dek güvence altına almıştır!
Ancak Atatürk’ün kalıtı hukuk dışı bir yolla çiÄŸnenmiÅŸ, çok önem verdiÄŸi bu iki kurum, yasa zoruyla 1983′te BaÅŸbakanlığa baÄŸlı devlet daireleri yapılmıştır. Bu hukuk ayıbı, 25 yıldır sürmekte, gelip geçen bütün iktidarlar, bu ayıbı, karşıdevrimin utkusunu simgeleyen kaba saba, çirkin bir kolye gibi, 25 yıldır boyunlarında taşımaktadırlar! Atatürk bu kurumları “akademi” yapmak istemiÅŸti diye yalan yanlış nedenler göstererek ortaya çıkmak, yayın yapmak “vasiyetname”yi görmemek körlüktür; aymazlıktır; Atatürkçü düşünceye ihanettir!
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
21, Nis, 2008 at 11:19 (Makale)
 Â
Ayın Yazısı*
 Â
Dil DerneÄŸi yeni bir yaşını daha kutluyor… DoÄŸumu, 22 Nisan 1987. Üyesi olma onuruna eriÅŸtiÄŸim bu aydınlık derneÄŸin, türlü zorluklar içinde göstermiÅŸ olduÄŸu baÅŸarılarının artarak süreceÄŸine gönülden inanıyorum. Â
Öte yandan, Dernek’in yayın organı ÇaÄŸdaÅŸ Türk Dili dergisi de yeni bir cilde baÅŸladı. 20’nci yılında okurlarının karşısına yeni bir biçim ve içerikle çıkmış olan Dergi’ye nice yeniliklerle büyüyecek sonsuz bir yaÅŸam diliyorum.Â
*Â
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
21, Nis, 2008 at 10:12 (Günlük)
‘10 Nisan Vakası ya da…’ Yazısı Dolayısıyla
10 Nisan Vakası ya da…  baÅŸlıklı yazıma, bunun yayımlandığı bir baÅŸka genelağın üyelerinden Sayın Halit Åžindi‘den yanıt yorum geldi. Sayın Åžindi, 31 Mart Vakası’na iliÅŸkin ek bilgiler verdiÄŸi 13 Nisan 2008 tarihli yazısının başında, “31 Mart Vakası’nın perde arkasında İttihatçılar’ı aramanızın mantığını pek anlayamadım” diyor. Özetle ÅŸu görüş de yer alıyor yazıda: Bugün de Volkan gazetesinin, Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın, İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti’nin uzantıları var ülkemizde.
Sayın Åžindi’nin bu dedikleri üzerine yaptığım açıklamayı aÅŸağıya alıyorum:
«‘Şark Meselesi’nin Yeni Adı
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
16, Nis, 2008 at 17:32 (Günlük)
Açık Ülkede Acıyan Pirinç
Herkes biliyor, pirinç el yakmakta! Türban, AB’sel durumlar, 301, mahkemeli-mahkemesiz Anayasa sorunları, sınır ötesi-sınır berisi harekât, sosyal güvenlik ÅŸu bu bir yana, pilava kaşık sallamanın zorlaÅŸması bir yana…
Tarım ve KöyiÅŸleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, çözüm yolunu gösterdi: “Biraz bulgur yersek pirinç fiyatları düşer.”
Ankara Ticaret Odası BaÅŸkanı Sinan Aygün ile Ankara Ticaret Borsası BaÅŸkanı Faik Yavuz da Bakan Eker’le aynı fikirde… İki baÅŸkan da milleti fiyatlar düşünceye dek pirinçten uzak durmaya çağırıyor.
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar
12, Nis, 2008 at 14:17 (Müzik)
Vıyk Vıyk…
TRT’nin ‘Alaturka Solist’ yarışması, çok yazık, adıyla bütünleÅŸti.
Türk müziÄŸine yaygın olarak ‘alaturka’ (alaturka musiki, alaturka müzik) denmesi hadi bir ölçüde su götürür… Ne de olsa, bu söz, galatımeÅŸhur niteliÄŸi kazanmış sözlerden biri. GalatımeÅŸhurlarımız, yani, genelleÅŸmiÅŸ olduÄŸundan yanlış-doÄŸru demeden kullanageldiÄŸimiz sözlerimiz pek çok… Bu yaygın ‘alaturka yanlışlık’ müzik çevrelerinde yapılmasın yeter, diyelim ve bu çevrelerin güçlenmesiyle ‘alaturka’ lafı toplum katında zamanla unutulur, diye umut edelim.
‘Alaturka müzik’ olgusuna bakışımda beni bu ödün verme, daha doÄŸrusu pes etme noktasına getiren etmen, aslında, bu yarışmanın, adını hak etme yolunda günden güne daha da baÅŸarı göstermesi. ÖrneÄŸin, yarışmacıların deÄŸerlendirilme ölçütünün müzikdışı alanları gereÄŸinden çok kapsamasından tutun da saz heyetinin ‘vıyk vıyk’ diye sesler çıkarmasına kadar bir dizi alaturkalıklar…
Bilmiyorum, bu izlencenin yapımcısı kim… TRT’nin genelaÄŸ alanındaki “TRT Türk MüziÄŸi’ni geliÅŸtirmeye yönelik projelere imza atmaya devam ediyor” sözünden benim anladığım, ‘Alaturka Solist’ Yarışması TRT’nin yapımı. Bu ne demek? Bu alaturkalıklar hiç ama hiç yakışmıyor TRT’ye demek. Ya da, TRT bu duruma düşmüşmüş de haberimiz yokmuÅŸ, demek…
Bu içeriÄŸin devamını oku »
Yorumlar