‘Orman Haftaları’nı Devire Devire…
Mart 19th, 2008 at 22:24 (Belirli Gün ve Haftalar)
Bundan Sonrası?
“Ülkemiz gitgide çöl oluyor!”
Duymaya alıştığımız bir söz; daha çok da, son yıllarda sıklığı artan orman yangınlarına eÅŸlik ediyor. Bastıran kuraklıklar baÄŸlamında dile getiriliÅŸler cabası…
İşte bir Orman Haftası daha geldi çattı; yetkililer, ilgililer, Hafta’nın ‘anlam ve önemi’ üzerine sözler edecekler… En çarpıcı tümceleri de bu kara söz olacak. Öğretmenler? Onlar da… Okullarda Orman Haftası’nın ne demek olduÄŸu iÅŸlenecek ve “Ülkemiz gitgide çöl oluyor” denecek. Bu arada, ÅŸiirler, ÅŸarkılar, türküler… Derken hafta bitecek.
*
Yıllarca “Baltalar elimizde / Uzun ip belimizde / Biz gideriz ormana / Hey ormana // YaÅŸlı kütük seçeriz / …..” diye mektep ÅŸarkısı söyletilmedi mi bu millete?! YaÅŸlı kütük seçerlermiÅŸ… ÅžaÅŸarım aklına yaÅŸlıyla idare edenin! Bu sırada dünyanın kocamanları da, YaÄŸmur Ormanları’nın köküne kibrit suyu dökmekle meÅŸguldü…
Yıllar geçti, bir erozyon lafıdır dolanmaya baÅŸladı ağızlarda… Ozon tabakası falan da… Bu arada, Avrupa Tarım Federasyonu (CEA) bir karar aldı: “İlkbaharın kuzey yarıkürede baÅŸlangıç günü 21 marttır.” Ve CEA, bu kararın hemen ardından, 1971 yılında, 21 martın Dünya Ormancılık Günü olarak kutlanması için BirleÅŸmiÅŸ Milletler Gıda Örgütü (FAO) kanalıyla bütün ülkelere çaÄŸrıda bulundu. Biz, bu günü, 1975′ten bu yana Orman Haftası içinde yer alan bir gün olarak kutluyoruz.
*
Öte yandan…
Tepedeki tümce, 1995 yılının 10 AÄŸustosu’ndan bu yana aklıma hep Sayın Hayrettin Karaca‘nın bir konferansını düşürür:
Genç Sigortacılar DerneÄŸi’nin (GESİD) düzenlediÄŸi etkinliÄŸin konuÅŸmacı konuÄŸu TEMA Vakfı BaÅŸkanı Karaca’ydı o yaz günü… Sigortacılara, erozyona karşı neler yapabileceklerine iliÅŸkin görüşlerini aktarıyordu: “Verdikleri güvenceler için gösterecekleri karşılıklar neden kuracakları bir orman(lar) olmasındı?” Böylece, ülkemiz çöl olmaktan bir adımcık da olsa uzaklaÅŸmış olacaktı.
O yıllarda, yiyecek-içecek kaynakları bakımından kendine yeten ender ülkelerden olduÄŸumuz söylenmekteydi. Ve Sayın Karaca, dünyada en stratejik maddenin toprak ve buna baÄŸlı olarak buÄŸday olduÄŸunu dile getirmiÅŸti o gün. Ben ilk kez duyuyordum… Belki söyleniyordu bu, ama sık olmasa gerek. Dolayısıyla, Karaca’nın o dedikleri pek çarpıcı gelmiÅŸti bana. Yalnız bana mı? Hayır, öbür dinleyenlerine de… Hele, gelmiÅŸ geçmiÅŸ hükümetleri, yöneticileri, yetkilileri, ormanların yok edilmesine seyirci kalmakla suçlaması; siyasal çıkarlar uÄŸruna orman suçlarına aflar getirilmesinine karşı ağır eleÅŸtiriler yöneltmesi, pek sarsıcı etkiler bırakmıştı üzerimizde. Sayın Karaca, âdeta soluklar kesilerek dinlenen konferansında, bu saydığı sorumlulardan davacı olmak gerektiÄŸini söylüyordu. Çünkü çölleÅŸme, doÄŸal deÄŸerlerimizin yitip gitmesinin yanı sıra göçü doÄŸuruyor, fakirliÄŸe, iÅŸsizliÄŸe, sonuç olarak toplumsal patlamalara yol açıyordu.
*
Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) bir çalışması olmuÅŸtu dört yıl kadar önce: seksen yılda yüzden çok af yasası çıkarılmış bu ülkede. Benim saptayabildiÄŸim kadarıyla, beÅŸ yıl öncesine kadar orman suçlarına özgü beÅŸ af yasası geçmiÅŸ Meclis’ten. Genel af yasaları ile bazı suçların affına iliÅŸkin yasalar kapsamında affa uÄŸrayan orman suçları bunların dışında…
Çok ilginçtir, “Yeter Söz Milletindir” sloganlarının atıldığı 1950 genel seçimlerinde, ileride cumhurbaÅŸkanlığı koltuÄŸuna oturtulacak olan politikacı, ‘‘Biz seçimleri kazanırsak, ormanları serbest bırakacağız” diyebilmiÅŸtir. Bakıyorum da, ne masumane sözler…
Sonra sonra ne oldu? ‘Et mangal’!…
*
Ve iÅŸte geldik mi bugünlere…
Artık iÅŸ, iÅŸgal edilen orman alanlarının, yasalarla oynanarak 2/B kılıfıyla orman dışına çıkarılması aÅŸamasına vardırılmıştır örneÄŸin… 2/B orman alanlarına iliÅŸkin Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸinin yakında TBMM gündemine geleceÄŸi yolundaki haberler ise henüz yalanlanmış deÄŸil.
“Söz milletindir!…” Ama hangi milletindir? Yavan ekmeÄŸinin-ham suyunun parasını denkleÅŸtiremez olmuÅŸ olan halkın mıdır? Evet, birilerinin sesi soluÄŸu kesilmiÅŸ, tuzu kuru olan birileri de bir baÅŸka sevdayla ver yansın ediyor…Â
İnal Karagözoğlu
Yarımca, 19 Mart 2008
© 2008 İK