Ankara’dan GeçmiÅŸte Kalmış Küçük Bir Kesit
Mart 3rd, 2008 at 00:57 (Röportaj)
Cumhuriyet’in ÇocuÄŸu ve Sinema…
 Â
Bir sinema makinistinin anılarını öykülediÄŸim küçük bir kitap* yazmıştım; dolayısıyla, Türkiye İş Bankası’nın (TİB), Ankara’nın sinema yaÅŸamında önemli bir yeri olduÄŸunu biliyordum; ama yine de bu iÅŸte eksik kalan bir ÅŸeyler var gibi geliyordu bana…Â
İmdadıma, Anadolu Hayat Sigorta’nın eski genel müdürlerinden deÄŸerli dostum Sayın Hasan Eskil yetiÅŸti. Eskil, yoÄŸun bir telefon trafiÄŸine giriÅŸerek  bana gerekli olan adresi buldu: İsmet CoÅŸkun. Eski bir Türkiye İş Bankası mensubuydu CoÅŸkun ve Banka’nın Ankara Sinema İşleri Türk Limited Åžirketi’nde çalışmıştı…
CoÅŸkun’u, Ankara’da evinde ziyaret ettim. On dokuz yılını bu sinemacılık kuruluÅŸuna vermiÅŸti… Bir canlı tarihle karşı karşıyaydım.
İsmet CoÅŸkun, 1949 yılında, yirmi altı-yirmi yedi yaÅŸlarındayken ve hiç o tarakta bezi yokken birdenbire sinemacı oluvermiÅŸ: Sus ve Sümer sinemalarının müdürlüğünü üstlenmiÅŸ. Aslında buna ‘üstlenmiÅŸ’ denemezmiÅŸ; iÅŸin doÄŸrusu, TİB‘deki kimi hısım-akbabası ile tanışları, bu iÅŸin, ‘mutemet’ bir kiÅŸi olduÄŸunu bildikleri ‘İsmet’e neredeyse metazori verilmesini saÄŸlamışlar…
İsmet Bey, nasıl TİBli olduÄŸu anlatıyor: Askerlik dönüşü harıl harıl iÅŸ arıyormuÅŸ; tam da böyle zor durumdayken çevresi önüne bu iÅŸi sürmüş… O da, gönülsüzce de olsa, hiç yoktan iyidir, diyerek ayağına gelen bu kısmeti tepmemiÅŸ.
İyi de etmiÅŸ… Çünkü, Åžirket, onun titiz çalışmalarının da katkısıyla, Ankaralı sinemaseverlere güzel seyirler sunmuÅŸ.
*
Bir röportaj/söyleÅŸi havasında geçen görüşmemizde CoÅŸkun, sözlerini, “Åžirket, ben bu iÅŸe baÅŸlamadan çok önce kurulmuÅŸtu” diyerek sürdürüyor:
“Çocuk Esirgeme Kurumu‘nun, Anafartalar’daki sitesinde Sus ve Sümer diye iki sineması var, bunları kendisi iÅŸletiyor. Çocuk Esirgeme Kurumu, vaktiyle, altı yüz kiÅŸilik bir çocuk sineması ve tiyatrosu olarak yaptırmış burasını. Bunun altına da çoçuklar için bir kapalı yüzme havuzu yaptırmış -ki, bu ikisinin projesi de Almanlar’ınmış-… İnÅŸaat iÅŸlerini de bu Almanlar yapmış. Daha sonra Çocuk Esirgeme bunları iÅŸletilememiÅŸ: çocuk sineması ile tiyatrosunu sinemaya çevirmiÅŸler… Burası Sus Sineması olmuÅŸ; yüzme havuzu da birtakım tadilatlar yapılarak sinemaya çevrilmiÅŸ.
“Sus Sineması’na Anafartalar Caddesi’nden girilirdi; havuzdan bozma Sümer Sineması’na ise Denizciler Caddesi’nden giriyorsunuz.
“Åžirket’in bu sinemaları iÅŸletmesi şöyle olmuÅŸ: Çocuk Esirgeme Kurumu çocuk sinemasını iÅŸletemeyince, tiyatroyu da iÅŸletemiyor, e ne yapsınlar, İş Bankası’na geliyorlar; diyorlar ki, ‘Bu iÅŸi yapmak kolay deÄŸil’, -1930 senelerinde .. .. düşünün, daha Devlet Tiyatrosu yok- ‘biz bunu iÅŸletemeyeceÄŸiz, siz alın… Sizin ÅŸirketiniz var, o iÅŸletsin.’
“Sinemanın maliyeti elli beÅŸ bin lira, bizimkiler buraya otuz bin lira senelik kira veriyor, Kurum’a yardım olsun diye… Åžirket orada hiç kâr edemiyor; 1949′a kadar hep zarar…
“Çocuk Esirgeme alt kattaki havuzu da iÅŸletememiÅŸ tabii. Bir kısım çocukları taa Keçiören‘den getirecekler buraya filan… Bunlar, Çocuk Esirgeme’nin baktığı çocuklar… Keçiören Çocuk Yuvası’ndaki çocuklar… Yani, uÄŸraÅŸmak ister. Bu sefer, alt kattaki havuz için geliyorlar: ‘Bunu size seneliÄŸi dört bin liraya kiraya verelim, siz burasını sinema haline getirin, iÅŸletin; ama, o ÅŸekilde yapın ki, günün birinde yine havuz haline getirebilelim.’ 1939-1940 senesinde falan oluyor bu… Bizimkiler, trampleni geriye çekip onun yerine perdeyi koyuyorlar, karşı tarafa bir makine dairesi yapıyorlar, yandaki kabinlerin önünü de kontrplaklarla kapatıyorlar, bu şekilde burası Sümer Sineması oluyor.
“İş Bankası Sus Sineması’nı halka açmış. Burada yerli flimler geçiyor, Park (iki kez yanmış olan eski Kulüp Sineması, İK) ile Yeni’de daha çok Avrupa filmleri, Ankara‘da Amerikan filmleri, Sümer’de de kovboy filmleri…”
CoÅŸkun, Ankara Sinema İşleri Türk Limited Åžirketi’nin Yeni ve Ankara Sinemaları‘yla bağını da anlatıyor:
“Yeni Sinema, ‘EskiÅŸehirliler’ diye bilinen birilerininmiÅŸ. Bunlar sinemayı İş Bankası’ndan aldıkları krediyle açmışlarmış. Bir-iki sene sonra iflas etmiÅŸler, sinemanın anahtarını Banka’ya bırakıp gitmiÅŸler. Aldıkları krediyi ödeyememiÅŸler… Ve sinema da kapanmış. Kulüp Sineması da kapanmak üzereymiÅŸ… Zaten uydurma filmler oynatırmış. Bunun iÅŸleteni de, -sahibi deÄŸil- Muhittin Bey‘miÅŸ. Bursa Mebusu Muhittin Bahapars…
“O arada, 1930 senelerinde meydana gelen dünya krizinde darbe yiyen İpekçi KardeÅŸler de aynı durumda, yani, İş Bankası’ndan kredi almışlar, geri ödeyemiyorlar. Fahir İpekçi ve Sahir İpekçi kardeÅŸler ki, iÅŸleri İstanbul’da olan İpekçiler, memleketin üç-beÅŸ yerli ithalatçısından biriydi. İpekçi KardeÅŸler’in yaptığı bir iÅŸ de, film ithal etmekti. İthalatın geri kalanı, yabancılarla ortaklığı olan gayrı Müslimler’in elindeydi.
“Atatürk bir gün Karpiç‘teyken -herhalde yemek yerken- orada Celal Bayar da varmış, -o zaman Celal Bayar İş Bankası’nın genel müdürü- Atatürk diyor ki, ‘Celal, o sizin krediyle açılan sinema kapandı. Ankara’da doÄŸru dürüst bir sinema yok, eÄŸlence yok. Kulüp Sineması da kapanacakmış. Siz, Muhittin Bey’le bir ÅŸirket kurun, o Türk filmleri göstersin, siz de yabancı filmler gösterin.’
“İş Bankası’nın Sinema İşleri Åžirketi, iÅŸte Atatürk’ün bu talimatıyla kurulmuÅŸ. Ben bunları, Åžirket’in genel müdürü Åževket Koçin‘den ve Muhittin Bey’den öğrendim.
“Kâzım Rüştü ve Hamdi Beyler‘in Büyük Sinema‘yı açmasıyla, Ankara Sineması’nın iÅŸleri bozulmuÅŸtu. Bu sinemanın iÅŸleticisi Sait Çelebi‘ydi. Ya bir tesadüftür veyahut ticari bir düşünceyle alınmış bir isimdir, sinema sahiplerinin soyadları da ‘Çelebi’ydi: Abit Çelebi ve Rafet Çelebi adında Konyalı iki kardeÅŸ. Kâzım Beyler, Büyük Sinema’dan sonra Gölbaşı ve Nur Sinemaları‘nı da açınca, Sait Çelebi, bunlarla rekabet edemeyeceÄŸini anlıyor ve sinemayı bize devretmeye karar veriyor. DuyduÄŸuma göre, Kâzım Rüştü Bey demiÅŸ ki ona, ‘Bu sinemayı bana verin, ben iÅŸleteyim.’ Tabii, Sait Çelebi onlara kızıyor, -iÅŸleri bozuldu ya- ‘Ben’ diyor, ‘İş Bankası’na vereceÄŸim.’ Sait Bey, çok tanınmış bir zattı; gidiyor İş Bankası’na, ‘Ben bu sinemayı iÅŸletemeyeceÄŸim, bunu siz iÅŸletin, isterseniz de alın… YeniÅŸehir’de de ayağınız olmuÅŸ olur’.” Â
Sayın CoÅŸkun’dan dinlediklerimin içinde bende çarpıcı etkiler yaratan anı ÅŸu oldu:
“Benim yine Åževket ve Muhittin Beyler’den duyduÄŸuma göre, Atatürk, İpekçi KardeÅŸler’le de film iÅŸinde çalışacak bir ÅŸirket kurulmasını istemiÅŸ. Atatürk demiÅŸ ki, ‘Celal, siz bu İpekçiler’le de ortak olun, bunlar batmasın. Yoksa o iÅŸ yabancıların eline geçer.’ Nitekim, bir zaman sonra İş Bankası’nın bir iÅŸtiraki olarak FİTAÅž kurulmuÅŸtur.”
*
Bana, yaptığım o küçük kitap çalışmasına büyük bir nokta koyma olanağını veren Sayın İsmet CoÅŸkun’a sonsuz teÅŸekkürlerimi sunuyorum.
 Â
 Â
İnal Karagözoğlu
Yarımca, 21 Nisan 2004-3 Mart 2008
_____________
Not: Servet-i Fünun dergisi, Banka’ya ayırdığı Eylül 1928 tarihli özel sayısında, “Türkiye İş Bankası cumhuriyetin çocuÄŸudur” diyor. (bkz. Sinema Yazıları/3 -Åžirket’in Sinemaları )
(Güncelleme: 030308)
© 2004.08 İK