Sinema Yazıları

sinemada.jpg

İki

Sessizden Sesliye… Avrupa’dan Osmanlı’ya…

Önceleri filmler sessizdi. 1927′de Amerikalı ÅŸarkıcı Al Jolson‘un oynadığı Caz Åžarkıcısı filmiyle sesli döneme geçildi. İlk renkli film ise, 1933 yılında Walt Disney‘in ‘3 ana renk’ sistemine göre çektiÄŸi Üç Küçük Domuz çizgi filmidir.

Bizde sesli filmin ya da renkli filmin ne zaman ve nasıl çekildiÄŸini deÄŸil ama, filmlerin, sesli olsun, Türkçe sözlü olsun ya da renkli-Türkçe, koltuÄŸunda oturan izleyiciye nasıl ulaÅŸtığını dostum Behiç Köksal‘ın sinema makinistliÄŸi anılarını öykülediÄŸim kitabı* yazarken öğrenmiÅŸtim. KuÅŸkusuz, o kitap bir araÅŸtırma deÄŸildi, ama konusu dolayısıyla kimi ÅŸeyleri merak etmiÅŸtim. Bu merak beni ÅŸu bilgilere ulaÅŸtırdı:

Ülkemizde insanların bir kameramanla ilk karşılaÅŸması, Lumière KardeÅŸler‘in teknik adamlarından Alexandre Promio‘nun 1896 yılında İstanbul‘a gelmesiyle olmuÅŸ. Küçük kardeÅŸ Louis Lumière‘in ilk filmini çekiÅŸinin ertesi yılı… Promio, zamanın padiÅŸahı II. Abdülhamit‘in izniyle İstanbul’da ve İzmir’de pek çok belgesel film de çekmiÅŸ. Promio’nun arkasından da bir Fransız sinemacı gelmiÅŸ ülkemize ve Yıldız Sarayı’nda PadiÅŸah’a bir film gösterimi sunmuÅŸ. Osmanlı’nın bu yeni ilkinde filmi yalnızca PadiÅŸah deÄŸil, sarayın ileri gelenleri de izlemiÅŸ.

Osmanlı halkı ise, bir Polonyalı’nın objektifinden izlemiÅŸ ilk kez sinemayı. Sigmund Weinberg adlı bir Polanyalı’mış bu sinemacı; Weinberg perdesini, İstanbul’da Galatasaray’da Avrupa Pasajı‘ndaki Sponek Birahanesi‘ne kurmuÅŸ.

Sponek’teki perdeyi, Åžehzadebaşı’nda Fevziye Kıraathanesi‘ne, hemen ardından da Tepebaşı ve Odeon Tiyatroları‘na kurulanlar izlemiÅŸ.

Halk bu yeni icadı nasıl karşılamış?

Önce pek yadırgamış, yadırgamakla da kalmayıp dinen karşı bile çıkmış; ama halk, bu büyülü eÄŸlenceye kısa zamanda ısınmış: artık birçok yerde film gösterimleri düzenleniyor olmuÅŸ…

Yıl 1908. Ve bilinen anlamıyla ilk sinema salonu İstanbul’da Darülbedayi‘de, bugünkü adıyla Åžehir Tiyatroları‘nda açılıyor. Bu arada, Yıldız’ın daha önce tanımış olduÄŸu Weinberg de bir sinema salonu açıyor. Sinemasının adı Pathé… Bunu, BeyoÄŸlu’nda, o zamanki adıyla Pera’da birbiri ardına açılan sinemalar izler: Ciné Oriental, Ciné Palace… Ve çok geçmeden Åžehzadebaşı’nda Milli Sinema, Sirkeci’de de Ali Efendi Sineması

Evet… Köhne İstanbul’un sinemaları da vardır artık… Kiminin adı ‘Milli’ ya da ‘Ali Efendi’ gibi yerli adlar olsa da, bunların pek çoÄŸu ulusal bir kimlik taşımıyordur. 

İnal Karagözoğlu
Yarımca, Nisan 2005

________________

* Ankara’da Sinemalar Vardı…

© 2005 İK

RSS besleme.Bu yazı için · Geri İzleme URL

Yorum yap