Babalar Günü’nde Fotoğraflar Arasında…

     

“Ben Büyüyünce Babam Gibi Olacağım”

 

Muzaffer Bilgili

 

 

Prag’ın geniş meydanlarından birinde bir ağaç gölgesindeki bankta dinleniyoruz. Meydanı, çevresindeki güzelim binalar kucaklamış; kıskanarak izliyoruz. Geçmişten bugüne saygıyla gelen, geleceğe umutla, sevgiyle bakan bu binaları izleyen yalnız biz değiliz. Yüzlerce insan yerlere oturmuş ya da ayakta hayranlıkla seyrediyorlar. Güvercinler de bu mutlu kalabalığın arasında ayaklarımızın dibinde rahatça dolaşıp duruyor. İstekleri var bizden; onları boş çevirmiyoruz.

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 1874, bugün ise 11 kez görüntülenmiş.En son 03 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.

Hazır İçecekler Dururken

 

Şurup Yapmanın Anlamı

 

Hazır şeylere alışmak ne de kolay… Bu kolaylığı, onların emeksizcesine elde ediliyor olmaları sağlıyor. ‘Emek vermeden’ demiyorum, ‘emeksizcesine’… Hazır şeyler emeksizcesine elde edilir, ama elde etmenin, edinmenin ardında emek yok mu? Hiçbir şey bedelsiz değil, her şeyin bedeli var. O bedeli ya kendimiz öderiz ya vaktiyle birileri ödemiştir ya da bizden sonra gelecekler ödeyecektir.

 

Farkındayım, konuya pek felsefi laflarla girdim, şimdi işin içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. ‘Hazır şeyler’ tanımlamasını, sözü alışveriş yerlerinde raflarda sıram sıram duran albenili içeceklere getirmek niyetiyle kullanmıştım…

   

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 398, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 02 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.

Dilimizin Kurtulmasını Sağlama ‘Noktasında’

 

Medya ve Ötesi…

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 376, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 02 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.

Öylesine Aşklar…

dut-agaci

 

Dut Ağacındaki Ayak İzleri

 

 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 418, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 03 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.

“Türkçemizin Başına Gelenler” Derken…

Papağanlaştık mı Ne?!

 

 

Yaygın bir uygulama var, size bir soru mu soruldu, hemen o soruyu birinci şahsa çevirerek kendinize soruyorsunuz. En çok televizyonlarda, radyolarda oluyor. Bir örnek vereyim: izlence konuğuna, kısa bir hoş geldin faslından sonra örneğin, “Özlettin kendini… Nerelerdeydin” gibi bir soru soruluyor, o da bu soruyu “Nerelerdeydiiim” diye yineledikten sonra yanıtlıyor. 

 

Bunları dinlemek çok hoş… Yalnız biraz sakıncalı. İlk başlarda ‘olay’a kafayı takmanız işten bile değil, bu bir; ikincisi, sonra sonra bir de bakıyorsunuz, siz de öyle yapmaktasınız. Bir örnekle açıklayayım: kızım, Haziran’a üç-beş gün kala telefon etti: “Ne zaman gidiyorsunuz?” Artık pek yorucu oluyorsa da, yazları, söylemesi ayıp, Yalıkavak’a gidiyoruz ya, onu soruyor. Ben yanıtı hemen yapıştırdım: “Ne zaman gidiyoruz?” Eşim kendisine soruyorum sanıp “Nereye ne zaman gidiyoruz? Arayan kim” diye beni yanıtlarken “Daha belli değil” deyip noktaladım. İnsanlar artık papağan gibi, duydukları her şeyi kapıveriyorlar… 

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 773, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.En son 02 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.

Sevgili Yanimi Geri İstiyorum!

Yitirdiklerimiz İnsanlarımızla Sınırlı Değil

 

 

Gün geçmiyor, dilimiz yeni bir kayıp veriyor. Bunlardan biri yani sözcüğü. Hani, bir şeyi açıklarken ya da bir şeyi anlatmada zorlanınca kullanırdık ya, işte o:

 

- …, yani bugün gidebileceğimi hiç sanmıyorum.

Bu içeriğin devamını oku »

Bu yazı toplamda 693, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.En son 02 07 2009 tarihinde görüntülenmiş.